|
Ben birkaç kitap sattım ve bütün hayatım değişti. Eğer hep beraber sesimizi duyuramazsak, 25 gün sonra, 19 Mayıs'ta ikiz bebeklerimle cezaevine gireceğim ve o tarihte bebeklerim 6 aylık olacak. Ve bu 2014 Türkiye’sinde olacak.
Bebeklerimle hapse girmeme neden olan suçum özetle şu: Çalıştığım kültür merkezinde kitap satışı yaptığım bir müşteri bu kitapları dağa götürecekken yakalanmış!
Açıklayayım: Erhan isimli bir müşteri Mezopotamya Kültür Merkezine gelip benden birkaç kitap aldı. İstediği kitaplardan bir kısmı ise tükenmişti, bana telefon numarasını bırakıp gitti, tamamlayınca haber vereyim diye. Öyle de yaptım, geldi, Elif Şafak’ın, Nazım Hikmet'in, Michel Foucault'un, Şükrü Erbaş'ın ve Ahmet Telli gibi yazarların kitaplarını aldı, parasını ödeyip gitti. Sonra ne olduysa, Erhan'ın, gözaltında hangi koşullarda ifade verdiğini bilmiyorum, özetle kitapları dağa (PKK’ya) götüreceğini, benim de bu durumu bilerek kendisine kitap verdiğimi söylemiş.
İki yılı geçen hukuk mücadelesi süresince beraat edeceğimden hiç şüphem olmamıştı. bu sürede önce bu olaylar yüzünden ertelenen nikahım kıyıldı. Sonra, o acı Yargıtay kararının üzerinden birkaç gün geçmişti ki ikiz bebeklerimi kucağıma aldım. Hangi duygularla doğum yaptığım gibi detaylara girmeyeceğim, ama sütümün birkaç gün içinde kesilmesinin nedeni endişelerimdi, ondan eminim.
Nasıl endişelenmeyeyim? Bebeklerim Lorin ve Özgür ile cezaevine gideceğim belli olmuştu. O günden beri bir yandan eşimle birlikte bebekleri aşıya, kontrole vs götürürken bir yandan da ikizlerimizin cezaevinde emekleyip, ilk adımlarını orada atmaması için o kapı senin bu kapı benim mekik dokuyoruz.
Birkaç kitap sattığım için iki bebeğimle cezaevine gitmek istemiyorum. Bebeklerimin dört duvar arasında emeklemelerini istemiyorum. Ama daha da önemlisi o duvarlar arasında ilk adımlarını atacak olan Lorin ve Özgür’ün büyüdüklerinde öfkeli olmalarını istemiyorum. Ben onlara ‘suçumu’ açıklayabilirim. Ama onlar 2014 Türkiye’sinde kendilerine bunları yaşatan bir devleti, onun adalet sistemini ve buna göz yumanları ne kadar anlayışla karşılar doğrusu hiç emin değilim.
Eğer hep beraber sesimizi duyuramazsak, 25 gün sonra, 19 Mayıs'ta ikiz bebeklerimle cezaevine gireceğim. Bu kampanyayı imzalayarak ve paylaşarak sesimizi duyurmamıza yardımcı olabilirsin.
Desteğin ve yardımın için şimdiden teşekkür ederim,
Mülkiye Demir Kılınç,
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder