19.03.2014

Sirk Gerçeği Nedir Sirklere Neden Gidilmemeli Hayvanlara Ne Tür Eziyetler Ediliyor Sirklerde

Şimdi bilindiği üzere Sirkler hepimizin kafasında hoş bir imaja sahiptir işte komik hareketler yapan maymunlar, engellerden atlayan köpekler, ateş labutları çeviren ayılar falan ama bunlar olayın görünen yüzü ya peki bu sirklerde kullanılan hayvanlar sahne arkasında ne yaşıyor biliyor muyuz? biliyoruz elbetteki işte bu sebepten aşşağıda alıntılayacağım haberi dikkatle okumanızı ve sirk denen hayvana eziyet etme merkezlerine çocuklarınızı götürmemenizi ısrarla rica ediyorum...

Sirk Gerçeği


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Karadeniz'de 10 Yılda 25.678 Ton Yunus Katledildi.

 Karadeniz'de 10 Yılda 25.678 Ton Yunus Katledildi.

Karadeniz’de cetacea takımına ait üç tür yaşamaktadır. Bunlar; mutur (Phocoena phocoena relicta), afalina (Tursiops truncatus) ve tırtak (Delphinus delphis)’tır. Bununla birlikte balık stoklarının yoğun av verdiği dönemlerde yunuslara yönelik bu tür şikayetler olmazken, balık az olduğu zamanlarda yunuslara yüklenilmesi dikkat çekicidir. Oysa denizdeki balık miktarını belirleyen doğal yıllık ya da mevsimsel değişimler, kirlilik, toksin üreten planktonlardan kaynaklanan kızıl gel-gitler, vb. gibi birçok faktör vardır.

Kamuoyuna bilinçli olarak yanlış aktarılan konu başlıkları ve bu hatalı söylemlere karşı gerçekleri yansıtan bilimsel açıklamalar şu şekildedir:

* Yunuslar balık değil, bizler gibi memeli oldukları için balıklar gibi binlerce yumurta bırakarak üremezler. Dolayısıyla yunusların denizlerimizde "anormal artmaları" mümkün değildir.

Açıklamalarda geçen "Yunus balığı popülasyonu normalin çok üzerine çıktığı için balıkçılığı tehdit etmeye başladı" ibaresi bilimsel gerçekleri yansıtmamaktadır.
Üstelik ‘yunus balığı’ ifadesi açıklama yapanların konuya olan uzaklığının da bir işaretidir. Yunuslar balık değil, bizler gibi memelidir.
Dolayısıyla balıklar gibi binlerce yumurta bırakarak üremezler. İnsanlar gibi çiftleşir, yavrularını 9 ay karınlarında taşırlar, her batında tek bir yavru dünyaya getirir ve doğumdan sonra da yavrularını emzirerek büyütürler. Örneğin afalinalar 2 ila 6 yılda bir doğum yapar, yavrularını 1.5-2 yıl süreyle emzirirler.
Dişiler cinsel olgunluğa 5-13, erkekler ise 9-14 yaşında ulaşır; 25-30 yıl yaşarlar. Yani yunusların denizlerimizde "anormal artmaları" mümkün değildir. Üreme zamanı tırtaklar yaklaşık 1000 bireylik sürüler oluşturur. Ancak bu, gen havuzunu arttırmak için bölgedeki grupların birleşmesiyle oluşur.

* Sadece 1970 ile 1983 yılları arasında Türkiye’de 25.678 ton yunus avlanmıştır. Geçmişte yapılan ticari yunus avcılığı, Karadeniz’de yaşayan yunus türlerinin popülasyonlarındaki azalmanın en önemli nedenidir.

Açıklamalarda "Uluslararası anlaşmalar gereği avlanması 1970’li yıllardan beri yasak olan yunus balığı." diye başlayan cümle de hatalı bilgiler içermektedir.
Karadeniz’deki kitlesel yunus avcılığı, 1930 ve 1950’lerde zirve yapmış, 1966’da SSCB, Bulgaristan ve Romanya’da, 1983’te ise Türkiye’de yasaklanmıştır. Ancak yasağın başladığı 1983 yılından 1991 yılına kadar zaman zaman kaçak öldürme vakaları bildirilmiştir.
Sadece 1970 ile 1983 yılları arasında Türkiye’de 25.678 ton yunus avlanmıştır. 20. yüzyılda Karadeniz’de Rus İmparatorluğu ve SSCB tarafından üç yunus türünden 1,5 milyon, diğer ülkelerle birlikte 4-5 milyon adet avlandığı tahmin edilmektedir. Bu yok edici aşırı avcılık nedeni ile yunus popülasyonları aşırı derece tahrip edilmiş ve nesli tehlike altına girmiştir.
Geçmişte yapılan ticari yunus avcılığı, Karadeniz’de yaşayan yunus türlerinin popülasyonlarındaki azalmanın en önemli nedenidir.

* Karadeniz'de milyonlarca yunus yoktur.

Yine açıklamalarda yer alan "Karadeniz’de yunus balığı sayısının 3-5 milyon arasında olduğu." ifadesi hiçbir bilimsel temele ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Bir günde katedebildikleri mesafe göz önüne alındığında yunusların popülasyon büyüklüklerinin belirlenmesi oldukça zordur. Bölgesel yapılan bir çalışmanın tüm Karadeniz’e projeksiyonlanması gerçeği yansıtmaz.
Dolayısıyla ancak Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkenin tam katılımı ile bu sayımın gerçekleştirilmesi gerekir.
Ancak bu proje için son 10 yıldır gerekli bütçe sağlanamamıştır. 2013 yazında ise Türk Deniz Araştırmaları Vakfı'ndan (TÜDAV) araştırmacıların da katıldığı Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna kara suları ve münhasır ekonomik bölgeleri içerisinde (120.000 km2, Karadeniz’in yaklaşık dörtte biri) gemi ve uçakla bir araştırma yapılmıştır, ancak sonuçları 2014 yılında yayınlanacaktır.
Her ne kadar Karadeniz’de yunus popülasyonların miktarı kesin olarak bilinmese de, son araştırmalar ile Afalina için birkaç bin, mutur için birkaç bin ile onbinler, tırtak için ise birkaç onbin rakamları telaffuz edilmektedir. Dolayısıyla milyonlarca yunus yoktur.

* 40 m'lik bir gırgır teknesi günde en az 4-6 ton hamsi avlarken, yunusun yediği balık bu rakamla karşılaştıralamaz.

"Her bir yunusun günde ortalama 25-30 kilo hamsi tükettiği." ile başlayan açıklamalar orantısız bir hesabı ortaya koymaktadır. 
Ortalama 40m boyunda bir gırgır teknesinin sadece bir seferde en az 4 ila 6 ton hamsi avladığını gayet iyi bilen bir kooperatif başkanın yunusun midesindeki balığı çok bulması hayli düşündürücü ve abesle iştigaldir.
Belirtilen rakamların gerçekle alakası yoktur. Türüne göre değişmekle birlikte bir yunus bir günde kendi ağırlığının ortalama %2 ila 5’i kadar balık avlar (yaklaşık mutur 1kg, tırtak 3kg, afalina 7.5kg gibi). O da ancak bulursa.
Bu miktar zamana ve yere göre değişir. Balık bulamadığı zaman kendi yağ dokusundan vücut ihtiyaçları karşılanır. Ayrıca mide içeriği çalışmalarına göre Karadeniz’de midesi bomboş ve plastik torba dolu yunuslar da bulmaktayız.

* Karadeniz havzasındaki yunuslar, insan kaynaklı müdahaleler nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Dip uzatma ağları ile yapılan avcılık nedeniyle her yıl yaklaşık 3.000 mutur ve afalina türü yunus ölmektedir.

"Yunus balıklarını avlayan başka bir tür olmadığından..." ibaresi hatalıdır çünkü yunusları öldüren tür insandır. Halen Karadeniz’de yunus popülasyonlarını tehdit eden faktörler; tesadüfi ağa yakalanma (bycatch), habitat kaybının neden olduğu besin azalması, deniz kirliliği ve salgın hastalık sonucu kitlesel ölümlerdir.
Tesadüfi ağa yakalanma, deniz memelilerinin birçok türü için en önemli insan kaynaklı ölüm nedenidir. Özellikle dip uzatma ağları ile yapılan avcılık nedeniyle Karadeniz'de her yıl yaklaşık 3.000 mutur ve afalina türü yunus ölmektedir. Kalkan balıkçılığının yapıldığı bahar ve yaz başı muturların doğum ve yavru bakım zamanları ile çakışmaktadır.
Bu ağlarda ölen dişi bireylerin yavruları ise bir ay sonra açlıktan ölerek karaya vurmaktadır.
Ayrıca besin azlığı ve kirlenme nedeni ile yunusların hassas bağışıklık sistemi çökerek yunuslar hastalanmakta, 2003 ve 2009 yılında da olduğu gibi zaman zaman nedeni anlaşılamayan kitlesel yunus ölümleri görülmektedir. 2003-2012 yılları arasında sadece Batı Karadeniz’de 647 adet ölü ve canlı yunus karaya vurma vakası tespit edilmiştir.

* Yunus yağının faydadan çok insan sağlığını zararı vardır. Yunuslar kara memelileri gibi aldıkları ağır metal ve kimyasalları vücutlarından atamazlar ve bunlar yağ dokularında birikir.

"Yunus yağının insan ve çocuk gelişimi açısından tüketilmesinde birçok fayda vardır" açıklaması, yine yunus avcılığına yeniden izin verilmesi için öne sürülen temelsiz bir söylemdir. Kılları olmayan memeliler olarak yunuslar kara memelileri gibi aldıkları ağır metal ve kimyasalları vücutlarından atamazlar ve bunlar yağ dokularında birikir. 1990’da yapılan araştırmalara göre Karadeniz muturlarının vücutlarındaki DDT ve HCH gibi tarım ilacı kalıntıları dünyanın diğer denizlerinde yaşayan muturlara göre oldukça yüksektir. Dolayısıyla yunus yağının faydadan çok insan sağlığına zararı vardır. Ayrıca bu çağda petrol ve plastik kaynaklı ürünler bu kadar yaygınken, yunus yağının sanayide kullanılması gereksiz ve işlevsizdir.

* Balıkların sonunu getiren ve balıkçıya asıl zarar veren, aşırı avlanma, hatalı balıkçılık politikaları ve kirlilik. Yunuslar bu denizin çobanı, yunus yoksa balık da yok!
"Yunuslar ağlarımızı yiyor" balıkçılar tarafından dile getirilen afalinaların ağlardaki balıklara saldırması yaygın bir şikayettir ve doğrudur.
Ancak bu sorunu yaratan afalinalar değil bizleriz. 20-30 yıl önce böyle bir etkileşim görülmüyordu. Aşırı balıkçılık, kirlilik ve hatalı, kısa vadeli balıkçılık politikalarından dolayı balık stoklarını biz bitirdik. Yarı kapalı bir denize 65m balıkçı teknesi yaparken geleceği düşünmedik.
Şimdi endüstriyel balıkçılığın yarattığı sorunun cezasını ne yazık ki küçük kıyı balıkçısı çekiyor. Ve sadece bizde değil tüm Akdeniz’de bu sorun yaşanıyor.
Esas ağın etrafına daha geniş gözlü başka bir koruma ağı kurmak bazı bölgelerde işe yarıyor.  Yunuslar bu denizin çobanıdır. Yunus yoksa balık da yok!

SONUÇ OLARAK:

* Yunus avcılığın Türkiye denizlerinde yasaklandığı 1983 yılından itibaren popülasyonların kendini toparlaması mümkün değildir. Tırtak ve afalinaların son 30 yılda popülasyon miktarının artış trendine girdiği tahmin edilse de, toplu ölümler ve besin kıtlığı nedeni ile bu artış düşüktür. Muturlar için ise tesadüfi ağa yakalanma ve habitat kaybı nedeni ile bir iyileşmeden bahsetmek mümkün değildir.

* Ancak ekosistemin bütün parçalarını koruyarak biyoçeşitliliği koruyabiliriz. Karadeniz’de 1970’lerde 26 ticari öneme sahip balık varken bu sayı bugün 6’ya düşmüştür. Besin zincirinin en tepesindeki yunuslar ekosistemin sağlığı konusunda gösterge türlerdir. Yunusların azalması sürdürülebilir balıkçılığa ve tüm ekosisteme zarar verir. Ayrıca yunuslar daha çok yaşlı ve hasta balıkları yedikleri için, balık popülasyonlarının hastalanmasını azaltır ve üreme başarılarını arttırır.

* Yunus türlerinin avlanması 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'na göre yasaktır. Ülkemiz, Barcelona, Bern, CITES gibi uluslararası sözleşmelere taraf olmuş, ACCOBAMS sözleşmesi ise imzalanmak üzeredir.
Bu anlaşmalara göre yunus türleri “kesinlikle korunan türler (strictly protected species)” olarak tanımlanmış, Karadeniz popülasyonları IUCN kırmızı listesinde (mutur ve afalina nesli tehlike altında EN, tırtak hassas olarak VU) yer almaktadırlar. "Karadeniz Yunuslarını Koruma Planı" 2006’da ve "Karadeniz’in Çevresinin Koruması ve Rehabilitasyonu Stratejik Eylem Planı" da 2009’da başlamıştır.
Yani hiçbir koşulda yunusların avlanmasının önünün açılması yasal ve bilimsel olarak mümkün değildir.

* Balıkçılık otoritelerinin sağduyu ile açıklama yapmaları, bunları haberleştiren medya mensuplarının da uzman görüşü almadan yayınlamamaları kamuoyunu yanlış bilgilendirmemek adına elzemdir.

* Balıkçılık kooperatiflerinin yunusları rahat bırakıp balıkçılığımızın esas sorunları olan aşırı avcılık, av yasaklarına uyulmaması, üreme boyuna gelmemiş yavru balık avcılığı ve kirlilik gibi konular üzerine açıklamalar yapacakları ve Karadeniz’de halen mevcut olmayan Deniz Koruma Alanları talep edecekleri günleri hep beraber görme ümidiyle, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı olarak konunun her zaman takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

30 Eylül 2013
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV)





Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Gaziemir Belediyesi ''Hayvansız Sirk'' Kararı Aldı

Gaziemir Belediyesi ''Hayvansız Sirk'' Kararı Aldı
Sayin Esin Onder;
HAYTAP İZMİR TEMSİLCİSİ
01.03.2012

Gaziemir Belediyesi olarak ozel kurum ve kuruluslarinin  calisma sahalari icerisinde yapilan sirk,konser vb. organizasyonlara kanunen mudahalede bulunamiyoruz.Sizlerde takdir edersiniz ki belediye baskanimiz Halil Ibrahim SENOL’ un sosyal belediyecilik anlayisi icerisinde sizlerden gelen istek,oneri ve projeler dogrultusunda calismalarimizi surdurmekteyiz. Gaziemir Belediyesi cevrecilik bilincinin arttirilmasi,dogal yasamin gereksinimleri gibi alanlarda yaptigi calismalar da buyuk onem verdigi konular icerisinde yer alan hayvanlari koruma ve yasam mucadelelerini surdurmeleri  yonundeki  bir cok projeye imza atmis bulunmakta.Soz konusu sirkler ile ilgili belediyemiz etkinlikleri arasinda yer alan hayvanli sirk organizasyonunu siz vatandaslarimizdan gelen oneri ve sIkayetler dogrultusunda yapmama karari aldigimizi belirtir.Hassasiyetiniz ve uyarilariniz ilginiz icin tesekkur ederiz.

Ersin SAYKOSE
Kultur ve Sosyal Isler Muduru V.

       
GAZİEMİR BELEDİYESİ
Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü



Belediye ve Valilik Makamına Yazılan Dilekçe Örnekleri Aşağıdaki Gibidir

T.C.
GAZIEMİR BELEDIYESI

Sn.Ibrahim Senol,

Gazete haberinde ilcenizeki sirkin cocuklara armagan olarak getirtildigi yaziyor...

Hayvan hakki savunuculari olarak bizler HAYVANSIZ SIRK ler istemekteyiz.

Hayvan haklarini koruyan bir kisi olarak,hayvanlarin nasil egitildigini bilseniz siz de bunu ilcenize getirtmezdiniz.Lutfen dilekcemizdeki lingleri ve resimleri incelemenizi rica ediyoruz.

Bundan boyle ilcenizde hayvansiz sirklerin yer almasi icin calisilcagini umit eder,basarilarinizin devamini dileriz.


http://www.yerelhaberci.com.tr/haber_detay.asp?haberID=5059

Esin Onder
Haytap Izmir Temsilcisi
Dohayder iletisim sorumlusu
Gaziemir Dogayı ve Hayvanları Koruma ve Yasatma Dernegi




Konu.  Avrasya sirkinin denetimi, idari para cezasi verilmesi ve hayvan gosterilerinin yasaklanmasi hk.
                                            
IZMIR VALILIGI YUKSEK MAKAMINA

Balcova Kipa'da Portekiz'den gelen Avrasya sirki gosteri yapmakta olup,9 Subat 2012 de Karsiyaka'da  gosterilerilerine devam edecektir.

Hayvanli sirkler,5199 sayili Hayvanlari Koruma Kanunun “Hayvanlarin dogalarina ozgu kosullarda yasatilma” ilkesine tamamen  aykiridir.

Avrupa'nin bir cok ulkesinde ve Bolivya,Kolombiya,Cin  gibi ulkelerde hayvanli sirk yasaklanmistir.

Ulkemizdeki bazi Turk menseli sirklerde , akrobasi,palyacolar, sihirbazlar ve atesbazlar gibi bircok kategoride gosterileri yapmakta olup,hayvan kullanmamaktadirlar.

21.1.2010 tarihinde Canakkale ilimiz'de hayvanli sirk gosterisi yasaklanmistir.ek.1

                 Avrasya sirkinde, vahsi hayvanlar dar kafeslerde tutulmakta, 3kopek baligi  kucuk tanklarda bulunmakta,tuyleri dokuk yavru kaplan para ugruna flaslarin altinda resim cekmeye zorlanmaktadir.

Asagida cocugunu bu sirke goturen ve hayvanlarin ugradigi zulum karsisinda sonuna kadar kalmaya dayanamayip
cikan bir babanin federasyonumuza yaptigi sIkayet yer almaktadir...Ek.3

5199 nolu hayvanlari koruma yasasinda da acikca belirtildigi gibi bir hayvan; aci, istirap ya da zarar gorecek sekilde, film cekimi, gosteri, reklam ve benzeri isler icin kullanilamaz.(Madde 10) Yabani hayvanlarin yasama ortamlarindan koparilmamasi, dogada serbestce yasayan bir hayvanin yakalanip ozgurlukten yoksun birakilmamasi esastir. ( Madde 4)

Sirkin perde arkasindaki tum bu "egitim" sureci, yasanin 1. ve 4. maddesini tamamen ihlal eder durumdadir.

Avrasya sirkinde,Tarim Bakanliginin 8.5.1986 tarih 3285sayili kanununun 22 maddesine gore gelen hayvanlarin denetimi yapilmismidir?
Mense sahadetnamesi varmidir?

Ekteki yazilarimiz, brosurlerimiz ve video baglantilari, durumun ciddiyetini ve insani kararin aciliyetini vurgulamaktadir.

Bu  sirkin acilen Su Orman mudurlugu,  Il Tarim Mudurlugu ve Belediye  gorevlilerin de  katilimi ile  denetlenmesi, hayvanlarin yasaya aykiri kosullarda tutulmasi hakkinda hayvan basina olmak kaydi ile idari para cezasi kesilmesi ve bu sirkte hayvan gosterilerinin yasaklanmasini  talep ediyoruz.

                   Konuya iliskin olarak yapilacak islemlerin ve uygulanacak yaptirimin tarafimiza 4982 ve 3071 sayili yasalar geregi bildirilmesini emir ve musaadelerinize saygilarimla arz ederim.


Esin Onder
Haytap Izmir temsilcisi
Dohayder iletisim Sorumlusu




EK-1 CANAKKALE ILIMIZDE SIRK GOSTERISI HAYVANSIZ GERCEKLESTI
http://www.haytap.org/index.php/201001232411/sirk-gercegi/canakkale-de-carmen-sirki-hayvansiz-gosteri-yapma-karari-aldi 

-----------------------------------------------------------------------------------------------
EK-2 GECEN AY ANKARA'DA  SIRKTEKI AYILAR YANDI

http://bianet.org/bianet/hayvan-haklari/135130-insan-eglensin-diye-dokuz-ayi-oldu


----------------------------------------------------------

EK.3 HAYTAP FEDERASYONUNA GELEN SIKAYET
Konu.  Avrasya sirkinin denetimi, idari para cezasi verilmesi ve hayvan gosterilerinin yasaklanmasi hk.
                                            
                    IZMIR VALILIGI YUKSEK MAKAMINA

                     Balcova Kipa'da Portekiz'den gelen Avrasya sirki gosteri yapmakta olup,9 Subat 2012 de Karsiyaka'da  gosterilerilerine devam edecektir.

Hayvanli sirkler,5199 sayili Hayvanlari Koruma Kanunun “Hayvanlarin dogalarina ozgu kosullarda yasatilma” ilkesine tamamen  aykiridir.

Avrupa'nin bir cok ulkesinde ve Bolivya,Kolombiya,Cin  gibi ulkelerde hayvanli sirk yasaklanmistir.

Ulkemizdeki bazi Turk menseli sirklerde , akrobasi,palyacolar, sihirbazlar ve atesbazlar gibi bircok kategoride gosterileri yapmakta olup,hayvan kullanmamaktadirlar.

21.1.2010 tarihinde Canakkale ilimiz'de hayvanli sirk gosterisi yasaklanmistir.ek.1

                 Avrasya sirkinde, vahsi hayvanlar dar kafeslerde tutulmakta, 3kopek baligi  kucuk tanklarda bulunmakta,tuyleri dokuk yavru kaplan para ugruna flaslarin altinda resim cekmeye zorlanmaktadir.

Asagida cocugunu bu sirke goturen ve hayvanlarin ugradigi zulum karsisinda sonuna kadar kalmaya dayanamayip
cikan bir babanin federasyonumuza yaptigi sIkayet yer almaktadir...Ek.3

5199 nolu hayvanlari koruma yasasinda da acikca belirtildigi gibi bir hayvan; aci, istirap ya da zarar gorecek sekilde, film cekimi, gosteri, reklam ve benzeri isler icin kullanilamaz.(Madde 10) Yabani hayvanlarin yasama ortamlarindan koparilmamasi, dogada serbestce yasayan bir hayvanin yakalanip ozgurlukten yoksun birakilmamasi esastir. ( Madde 4)

Sirkin perde arkasindaki tum bu "egitim" sureci, yasanin 1. ve 4. maddesini tamamen ihlal eder durumdadir.

Avrasya sirkinde,Tarim Bakanliginin 8.5.1986 tarih 3285sayili kanununun 22 maddesine gore gelen hayvanlarin denetimi yapilmismidir?
Mense sahadetnamesi varmidir?

Ekteki yazilarimiz, brosurlerimiz ve video baglantilari, durumun ciddiyetini ve insani kararin aciliyetini vurgulamaktadir.

Bu  sirkin acilen Su Orman mudurlugu,  Il Tarim Mudurlugu ve Belediye  gorevlilerin de  katilimi ile  denetlenmesi, hayvanlarin yasaya aykiri kosullarda tutulmasi hakkinda hayvan basina olmak kaydi ile idari para cezasi kesilmesi ve bu sirkte hayvan gosterilerinin yasaklanmasini  talep ediyoruz.

                   Konuya iliskin olarak yapilacak islemlerin ve uygulanacak yaptirimin tarafimiza 4982 ve 3071 sayili yasalar geregi bildirilmesini emir ve musaadelerinize saygilarimla arz ederim.


Esin Onder
Haytap Izmir temsilcisi
Dohayder iletisim Sorumlusu
50560552716
05333359858





EK-1
CANAKKALE ILIMIZDE SIRK GOSTERISI HAYVANSIZ GERCEKLESTI
http://www.haytap.org/index.php/201001232411/sirk-gercegi/canakkale-de-carmen-sirki-hayvansiz-gosteri-yapma-karari-aldi

-----------------------------------------------------------------------------------------------
GECEN AY ANKARA'DA  SIRKTEKI AYILAR YANDI

http://bianet.org/bianet/hayvan-haklari/135130-insan-eglensin-diye-dokuz-ayi-oldu


----------------------------------------------------------

EK.3 HAYTAP FEDERASYONUNA GELEN SIKAYET
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Mart 2012 12:24 )
 

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Atlantis Sirki Balçova'da

Atlantis Sirki Balçova'da
Balçova Belediye Başkanlığına
Şubat ayı içerisinde, bünyesinde pek çok hayvan bulunduran ATLANTİS sirki, Carrefour karşısında gösteri yapabilmek için, belediyenizden çalışma izni almıştır. Belediyeniz ilgili başkan yardımcısı, sirkin, Orman ve Su İşleri Bakanlığından izin almadan çalışmasına müsaade ederek yasaları çiğnemiştir. Bu nedenle belediyeniz hakkında, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ilgili 4 f-h maddelerini hiçe saymaktan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı İzmir il Müdürlüğüne gerekli idari yaptırımın uygulanabilmesi için suç duyurusunda bulunulacaktır. Bilgi ve gereğini arz ederim. Saygılarımla 09.02.2012
Sitare ŞAHİN
HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu
Çanakkale temsilcisi
DOHAYKO Çanakkale temsilcisi
İl hayvan Koruma Kurulu Üyesi



Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Şubat 2012 11:07 )

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

İnsan Eğlensin Diye 9 Ayı Yanarak Öldü !

İnsan Eğlensin Diye 9 Ayı Yanarak Öldü !
  "Büyük Ankara Sirki" için getirilen ayıların tutulduğu barınakta çıkan yangında dokuz ayı öldü. HAYTAP Başkanı Şenpolat insanların eğlenmesi için hayvanların kullanılmasına her zeminde karşı olduklarını söyledi.


Ankara'da "Büyük Ankara Sirki" için getirilen ayıların bulunduğu barınakta yangın çıktı. Çıkan yangında dokuz ayı dumandan boğularak öldü.
Barınakları yapan Ankara Büyükşehir Belediyesi yan şirketlerinden BELYA'nın Genel Müdürü Avni Kavlak, "Yangın neden çıktı" sorumuza olayın kaza olduğu yanıtını vererek, "Trafik kazaları neden oluyor?" dedi.
Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat ise hayvanların insanları eğlendirmek amacıyla kullanılmasının her türlüsüne karşı olduklarını ifade ederek sirklerde hayvanların kullanılmasının Bolivya'da tamamen yasaklandığını ve bu trendin giderek yayıldığını söyledi.

"Barınakları belediye değil biz yaptık"

BELYA Genel Müdürü Avni Kavlak, bianet'e yaptığı açıklamada, Ankara'ya gelen sirklerin doğrudan kendilerine başvurmadığını, ihaleye çıkıldığını ve Büyük Ankara Sirki ihalesini de kendilerinin kazandığını ifade ederek hayvanların kaldığı barınakları BELYA'nın yaptığını söyledi.
13 yıldır bu işi yaptıklarını, Ankara'ya gelen sirklerin talepleri doğrultusunda ve uluslararası kriterleri göz önünde bulundurarak hayvanlara barınak yaptıklarını söyleyen Kavlak, yangının elektrik kontağından da izmaritten de çıkmış olabileceğini ifade ederek hazırlanacak raporun ardından yangının nedenini öğreneceklerini söyledi.

"Bu ticari bir olay"

"Hayvanlar için elbette son derece üzücü bir olay. Ancak bu hayvanlar eziyet edilerek değil, Almanya'daki Kunt gibi, ufakken alınıp sevgiyle büyütülmüş ve eğitilmiş hayvanlar" diyen Kavlak, hayvan sahibinin zararını karşılayacaklarını söyledi.
Kavlak, sirk yetkililerine moralleri bozuk olduğu gerekçesiyle dilerlerse kalan gösterileri erteleyebileceklerini teklif ettiklerini ama kendilerinin "sahne sanatı" yaptıklarını ifade ederek bu teklifi geri çevirdiklerini sözlerine ekledi ve şöyle devam etti:
"Büyük Moskova Sirki büyük bir şirkettir. Bu sirk çeşitli yerlerde gösteriler düzenler. Mesela bir yerde biz fil gösterisini beğeniriz ve talep ederiz. Bize derler ki, 'Olmaz fil Kanada'ya gidecek.' Bu böyle ticari bir olay."

"Ayılar bisiklete binince insanlar 'eğleniyor'"

HAYTAP Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat ise HAYTAP olarak başından beri hem kara sirklerine karşı hem deniz sirklerine, yani yunus parkları, balina gösterileri gibi sirklere karşı mücadele verdiklerini ifade ederek hayvanların insanların keyif almasına yönelik, eğlence amaçlı kullanılmasına karşı olduklarını söyledi.
Şenpolat, sirklerde kullanılan ayılar, aslanlar, filler, kaplanların vahşi hayvanlar olduğu ve vahşi olmalarına rağmen insanlara yakın hareketler yaptıkları için insanların eğlendiği görüşünde.
"Hayvanların kendi doğalarına aykırı hareketlerde bulunmaları, ayıların bisiklete binmesi, filin takla atması, aslanın yanan çemberden geçmesi insanların hoşuna gidiyor" diyen Şenpolat, sadece insanların yer aldığı sirkleri desteklediklerini belirtti.

"Nakil aracında mahkumları yakan zihniyet..."

Doğadaki en zayıf halkanın haklarını savunduklarını, eğer bir hayvanı koruyamıyorsak, bunun, bir sakatı da, çocuğu da, eşcinseli de, kadını da, yaşlıyı da şiddetten koruyamadığımız anlamına geldiğini düşünen Şenpolat sözlerine şöyle devam etti:
* Birkaç ay önce de cezaevi nakil aracında insanlar cayır cayır yandılar. Pek farkı yok esasında. Orada da özen gösterilmedi, insanlar nasıl olsa mahkumdur diyerek aşağılandı ve gerekli tedbirler alınmadı ve insanlar yandı.
* Sirkler Türkiye'ye gelmemiş olsa, teşvik edici aracı firmalar para kazansın diye bu gibi şaklabanlıklara izin verilmese esasında problem çözülmüş olacak.
* Geçen hafta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile toplantımız vardı. Kendisine yunus parklarında hayvanlara çektirilen eziyetleri anlattık.
* Kendisi de parklardaki bu gerçekleri bilmediğini, İstanbul'daki yunus parkının sözleşmesini yenilemeyeceğini, hayvanlara eziyet çektirilerek para kazanılmasına izin veremeyeceğini söyledi. Aynı duyarlılığı Ankara Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerden de bekliyoruz. (EKN)


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

(*) ''Fillere Yaptıkları Eziyet İçin 270 Bin Dolar Ceza''

(*) ''Fillere Yaptıkları Eziyet İçin 270 Bin Dolar Ceza''
Dear Mirat,
I'm thrilled to tell you about a historic breakthrough. It has to do with elephants who are beaten with bullhooks by Ringling Bros. and Barnum & Bailey Circus. Feld Entertainment, Inc., parent company of Ringling, will now pay a penalty of $270,000 for violations of the Animal Welfare Act dating from June 2007 to August 2011. It is the biggest penalty paid by a circus in the history of the United States.
Since June 2007, PETA has spent every year taking formal complaints about Ringling to the U.S. Department of Agriculture. We have met with members of the agency's Office of the General Counsel and provided ample evidence of Ringling's abuse, including the death of a baby elephant, the beating of elephants, the killing of a lion, the circus's use of crippled elephants, and more.
Of course, PETA cannot rest until all the elephants are freed from their lives of servitude. Elephants used in circuses are torn away from their families, chained, dragged from city to city in boxcars, and forced under threat of bullhook beatings to perform repetitive tricks. Please help: There is more that you can do to help animals abused in circuses today. I urge you to share the heartbreaking photos of baby elephants who are bound with ropes, shocked with electric prods, and jabbed with sharp-tipped bullhooks with your friends and family now. After they see Ringling's cruelty, please ask them to join you in pledging never to go to a circus that uses animals.
With the help of PETA donors like you, we can put an end to the suffering of elephants, tigers, and other animals who are beaten and forced to perform.
Kind regards,

Ingrid E. Newkirk
President
People for the Ethical Treatment of Animals

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

VIVIDENT ve POWER FM'i Sirklere Vermiş Olduğu Destek İçin Protesto Ediyoruz.

VIVIDENT ve POWER FM'i Sirklere Vermiş Olduğu Destek İçin Protesto Ediyoruz.
MÜŞTERİ GELMESİ İÇİN COŞKUYLA BASINA VERİLEN··· SİRK HABERİ :
Kuşaktan kuşağa yaşayan muhteşem sirk gösterisi İstanbul macerasına, VİVİDENT ana sponsorluğunda devam ediyor…
MAP ve SİRKAV’ın Türkiye’ye getirdiği Paris Sirki, nin binlerce kişi tarafından seyredilmesi öngörülüyor
VİVİDENT ana sponsorluğunda, Planet Çocuk ve Power Fm’in destekleriyle yer alacak.
Paris Sirki’nde; palyaçodan, jonglörlere, çok çeşitli akrobasi, sihirbazlık, bıçak, trapez ve heyecan verici ateş gösterilerine kadar oldukça eğlenceli ve büyülü bir dünya çocukları bekliyor.
Bengal kaplanları, sevimli köpekler, şakacı eşekler ve şirin zebraların renk kattığı Paris Sirki, Istanbul Carrefour 'da gösteri yapacağı duyurulmuş durumda.

Vivident ve Power FM ‘e soruyoruz : Hayvanların köle gibi kullanıldığı , dünyada bir çok ülkede hayvan kullanımlı sirklerin yasaklandığı ve kamuoyu tepkisi çekerken havyanların çokça zulüm gördüğü ülkemizde daha yararlı bir çalışmaya sponsor olamaz ve markanızın değerini daha iyi koruyamaz mıydınız ?  Bu kararınızdan geri atmadığınız sürece tarih sizi  hayvan kullanılan sirkleri desteklemekle anacaktır. 
Size bir sivil toplum örgütü olarak tavsiyemiz bu sirkten derhal sponsorluklarınızı çekip , adı Paris'te olsa New York 'da olsa tüm hayvan kullanılan sirk gösterilerine destek olmaktan vazgeçmenizdir.  
··
NEDEN HAYTAP OLARAK SİRKLERE KARŞIYIZ ?

Birçok insan, sirkleri ve hayvanat bahçelerini çocukları için şirin bir eğlence, hayvan sevgisini geliştirici birer araç olarak görür. Bu renkli dünyanın arkasında yatan korkunç eziyetleri ve sefaleti düşünmez veya görmezden gelir.·

Ateşle çevrelenmiş bir çemberden atlayan kaplanın, iki ayağı üzerinde dans eden ayının, süslü kıyafetler giydirilmiş ve çeşitli akrobatik hareketlerle kalabalığı eğlendiren köpeklerin bu hareketleri gerçekten isteyerek öğrenmeyeceğini, Kamçılama, elektrik şoku verme, fillere kanca şeklinde bir alet batırma veya bu aletle darp etme gibi bedensel cezalandırma teknikleri kullanılarak, insanların eğlendirilmesi için akılalmaz işkencelerle, dayakla, açlıkla terbiye edilerek zorla sahneye çıkarıldıklarını bilinmesi gerekir.

Hayvanlar, doğal yaşam ortamlarına kıyasla binlerce kat dar alanlarda, asla istedikleri gibi hareket edemeyecekleri kafeslerde tutulurlar.. Doğalarına hiçbir şekilde uymayan bir ortamda
Bedensel cezalandırmanın yanı sıra su, yemek vermeme, hayvanı kafesinde tek başına bırakma da direnen hayvanların direncini kırmak için başvurulan yollardandır. Zincir, kırbaç, sopalar, kanca, ip, ağızlık gibi gereçler bu canice eğitimin vazgeçilmezleridir.

Sirklerde hayvanları izlerken göremeyeceğiniz tek şey, doğalarından koparılmış ve yaşamları boyunca hapsedilmiş hayvanların· yıllardır çektiği acı ve ızdıraplardır.

Aldığınız her bilet tüm sirk hayvanlarının ömürlerini zincirli kafesler arasında adeta cezaevi ortamında geçirmesine neden olmaktadır
Sizler belki o gülümsüyormuş gibi görünen hayvanların gösteri dünyasındaki hayatlarından memnun olduklarını düşünebilirsiniz.
Çocuklarınız, gerçekleri bilmeden sirk hayvanlarını izliyor ve gülüyor.Çocuklarınıza gerçekleri anlattığınızda sirklerden nefret edeceklerdir.
Sirklerde hayvanların ızdırap içinde gösterilere alıştırılması, küçük kafeslerde tutulması bir insanlık suçudur. Tüm Türkiye'de ve Dünyada hayvanların kullanıldığı sirklere hayır'
Mutfaktaki eğitimleri görmediğiniz sürece doğal yaşam alanlarında yaşaması gereken onca hayvannın işkenceyle, zulümle doğal türüne aykırı davranışta bulunan hareketler yaparak devamlılığını sağlayan bir sektörü gerçekten·hangi aklı başında kurum ve  kim desteklemek isteyebilir ?







Lütfen okuyun. Fotoğraflara dikkatle bakın. Çocuklarınızın bu vahşete ortak olmasını mı istiyorsunuz?

Bolivya hükümeti, dünyada bir ilke imza atarak sirk gösterilerinde hayvanların kullanılmasını yasakladı.

Sonunda Sirki İptal Ettirdik. Okumak için tıkla...

Zincir, kırbaç, sopalar, kanca, ip, ağızlık gibi gereçlerle· bu canice eğitimin perde arkası için tıkla...


Son Güncelleme ( Cumartesi, 28 Ocak 2012 11:24 )

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/yunuslar/yunuslar_ozgur_006_605_222.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Özgürlük Sırası Tom ve Misha’da

Özgürlük Sırası Tom ve Misha’da
Sualtı fotoğrafçısı Tahsin Ceylan, geçen yıl yaralı olarak bulunan iki yavru foku iyileştirip doğaya bırakmıştı. Şimdi de Rusların Fethiye’de bir havuzda gösteri için kullandığı iki yunusu doğal ortamına geri döndürmeye çalışıyor. Tom ve Misha’nın özgürlüğüne az kaldı.
Tom ve Misha... Gökova’da doğal ortamlarına dönebilmeleri için bakıma alınan bu iki yunusun hikâyesi, diğer gösteri amaçlı kullanılan hayvanlarla aynı aslında. Uzun yıllar Rus sahipleri tarafından ülke ülke gezdirilen, insanlara para karşılığında gösteri yapan yunuslar, şimdi bir grup doğa sever tarafından Türkiye’de rehabilite ediliyor. Canlı balık yeme alışkanlıklarını unutup, gösteri yaptıkları dönemde stresli bir yaşama odaklanan yunuslar, bu yıl sonunda özgürlüğüne kavuşabilecek. Daha önce Akdeniz foklarının da rehabilite edilmesinde görev üstlenen, Türkiye’nin sayılı sualtı video ve fotoğraf çekimi yapan isimlerinden Tahsin Ceylan, Tom ve Misha’nın insanlardan ürkmesini sağladıklarını söylüyor. Ve ekliyor: “İnsanlardan ürksünler ki kendilerini koruyabilsinler.” Tahsin Ceylan, kamuoyundan sır gibi sakladıkları yunusları anlattı:
- Denizaltında yaptığınız çekimlerin yanında fokları doğaya uyum çerçevesinde rehabilite ettiniz.
Nesli tükenmekte olan bütün canlılar ilgi odağımdır aslında. Bilindiği gibi fokların nesli gitgide azalıyor. Bir zamanlar 400 tane olan fok sayısı şu an Türkiye’de sadece 70. Sanırım 10 yıl sonra Akdeniz fokunu sadece fotoğraflarda görebileceğiz. İnsanların kendine şu soruyu sorması lazım: “Bir canlının neslinin tehlike altına girmesi, yok olması nasıl bir duygu?” Çünkü bunun tek nedeni insanoğlu.
- Peki sizi Türkiye’de fazla yayın olmayan bu alana çeken şey neydi?
Sualtı Araştırmaları Derneği üyesiyim. Son derece duyarlı olan derneğimiz bu tarz projelere önem veriyor. Geçen yıllarda Bozyazı ve Kaş’ta çıkan fırtınada, iki yavru fok yaralı bulundu. Ölmek üzere olan bu foklar, derneğimiz tarafından Foça’ya götürüldü. Fokları 4 ayda tedavi edip, püre edilen balıklarla besledik. Doğal ortamlarından kopan foklar kötü durumdaydı. Örneğin canlı beslenme alışkanlıklarını unutmak üzereydiler. Bulundukları havuza canlı balıklar attık, yemelerini sağladık. Bu süreçte insanlardan ürkmelerini de sağladık. Sonrasında birçok kurumun desteğiyle Mersin Bozyazı’da, kullanılmayan bir sahilde fokları doğaya bıraktık.
- Neden?
Denizaltında yaşayan hayvanların insanlarla sıcak ilişki içinde olmaması lazım. Doğabilecek yakınlaşma, yaşamlarını tehlike altına sokabilir. Zaten olması gereken de bu. İnsanlardan ürksünler ki kendilerini koruyabilsinler. Örneğin fokları kamuflaj giyimli arkadaşlarımız besledi. Foklar da onun insan olduğunu anlamadı.

YUNUSLAR EVCİL KÖPEK DEĞİL
- Şimdi sırada Tom ve Misha var. Gösterilerde kullanılan bu yunuslarla yolunuz nasıl kesişti?
Fethiye’deki bir havuzda kalan Tom ve Misha, gösteri amaçlı buradaydılar. Sahipleri olan Ruslar, Türkiye’ye borçları olduğu için yunusları bırakıp, kaçmışlar. Tom ile Misha’yı, İngiliz dernekle birlikte satın alıp, rehabilitesine başladık. Gösteri zamanı havuz ortamında strese giren yunuslar, kendi yaşamlarına odaklansınlar istiyoruz. Çok özel bir karavanla Gökova’ya getirdiğimiz yunuslar, 8 aydır bizimle. Bizim dışımızda İngiltere ve Amerika’dan bu projeye destek veren veterinerler de var. Bu yıl sonunda da yunusları doğal ortamında suya bırakacağız.
- Foklara, insanlarla sıcak bağ kurmasınlar diye katı davranmışsınız. Peki sıcak oldukları bilinen yunuslara karşı nasılsınız?
Sürekli sevgi gösterisinde bulunuyorlar. Çok zeki olan yunuslara karşı içimden sevgi göstermek geliyor ama kendimi frenliyorum. Ekip olarak özverili ve bilinçli davranıyoruz. Dünyadaki tüm tutsak yunusların özgürlüğüne adanmış projemiz en iyi şekilde noktalansın çabasındayız. İnsanlar yunusları evcil köpek gibi görmesin.
- Projeniz yanında denizaltındaki canlı ve batıkları görüntüleyen birkaç isimden birisisiniz.
Fotoğraf ve video. Denize beni bağlayan bir şey var. Biliyorum aslında mavinin-denizin ruhu. Denize girdiğinizde ilk 5 metrede kırmızı, sonrasında turuncu renk kaybolur. Ama 70. metreden sonrası çok farklıdır. Mavi renk hep yanınızdadır. Yüksek enerjili olan mavi, uzaydan dünyaya baktığınızda da görünür. Mavi benim suyun altındaki mutluluk şahidimdir. Hep onunla paylaşıp, karelere sığdırdım. Kopamıyorum.
- Peki canlılar...
Mavideki canlılara, “sesiz dünya” denir. Birilerinin o sessiz dünyanın sesi olması gerekiyor. Açıkçası dünyada nesli tükenmekte olan canlıların sayısı her yerde olduğu gibi Türkiye’de de azalıyor. Bu anlamda ben de kendime su altının sesi olmayı görev edindim. Aslında ben o dünyaya olan vefa borcumu ödemeye çalışıyorum.
- Anlaşılan mavi sizin yaşamınızın büyük bölümünü oluşturuyor.
Evet. Evimin olabilecek yerleri mavi renktir. Kıyafetlerimde mutlaka mavi vardır. Çünkü her şeyde mavi güzeldir. Şairin dediği gibi, “Sesin rengi olsaydı denizcininki mavi olurdu.” Bu benim için de geçerli.
- Prenses. Doğal ortamında görüntülemeyi başardığınız birçok eserinizden biri. Onunla nasıl tanıştınız?
Prensesi Kaş’ta gördüm. Suyun altında gördüğüm denizatı Prenses, bana poz verdi. Onun o mağrur bakışı beni çok etkiledi. Cinsiyetini bilmeden adını Prenses koydum. Duruşu bana onu hissettirdi. Prenses sonrasında çok da ödül aldı. En son 2005 yılında Amerika’da Dünya Denizatları Yarışması’nda büyük ödüle değer görüldü. Sonrasında dünyanın 10 denizatı arasına girdi. Prenses Londra’da da sergilendi.
- Başka doğal ortamında çekmeyi başardığınız canlı oldu mu?
Yine Kaş’ta çektiğim Akdeniz foku. O da çok ilgi gördü. Tabii Türkiye’de köpek balıklarının nesli tükeniyor. Marmaris Gökova’da çektiğim köpekbalıklarını da doğal ortamında çekmeyi başardım. Beni çok mutlu etmişlerdi. Kaş bir dönem çok zengindi ama şu an ekolojik fakirleşmenin ilk durakları arasında.
- Türkiye’deki balık çeşitliliği ne durumda?
Türkiye ağırlıklı çeşitlerin sayısı az çünkü denizlerimiz fakir. Ama dünya denizleri fazlasıyla zengin. Türkiye’yi çevreleyen denizlerde 450 tür balık yaşıyor. Bunun 60-70’i bu sulara ait. Kızıldeniz’de 1200 tür balık yaşıyor, bunun 600’ü bu sulara ait. Farkı görmek olanaklı. Dolayısıyla Akdeniz sularının fakirleştiğini anlamak zor değil.

29.05.2011




Son Güncelleme ( Salı, 07 Haziran 2011 15:09 )

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Akçay 'da 1 Liraya Köpekbalığı ile Yüzmek !

Akçay 'da  1 Liraya Köpekbalığı ile Yüzmek !


Tarih:
26/09/2010

Konu: Balıkesir ili Edremit ilçesi Akçay Beldesi’ndeki “Akvaryum Kafe”de sergilenen deniz canlılarının doğaya geri bırakılması ve işletme hakkında yasal işlem başlatılması

(BİMER aracılığıyla da gönderilmiştir)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NA
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI'NA
SAĞLIK BAKANLIĞI'NA
BALIKESİR İL ÇEVRE VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ’NE
BALIKESİR TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
BALIKESİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NE
EDREMİT BELEDİYESİ’NE
EDREMİT KAYMAKAMLIĞI’NA
AKÇAY BELEDİYESİ’NE
TÜM DİĞER YETKİLİ MAKAMLARA VE BİRİMLERE:

6 Eylül 2010 tarihinde, Akçay Beldesi merkezinde, halk plajının bitişinde, Sarıkız Meydanı’ndaki Akvaryum Kafe ile ilgili tarafımıza gelen bilgi ve belgeler ışığında bilgi edinme başvurumu gerçekleştiriyorum (HAYTAP'a gelen ihbar en altta yer almaktadir).

Akvaryum Kafe ve bu kafenin açılmasına izin veren yetkili tüm kurumlar, işletmeleri içinde tuttukları ve sergiledikleri köpekbalıkları, vatozlar ve mürenler nedeniyle, başvurumda “EK” olarak belirtilen bölümde özetlenen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun en temel maddelerini, özellikle de 4. maddeyi çiğnemiş ve bu nedenle de suç teşkil eder noktaya gelmiştir.

Daha da önemlisi; burada tutulan köpekbalıkları, Mustelus mustelus türünden olup “Uluslararası Doğal Hayatı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği” tarafından sürdürülmekte olan, bitki ve hayvan türlerinin dünyadaki en kapsamlı Küresel Koruma durumu envanteri “IUCN Kırmızı Listesi”nde “VU (Vulnerable-Hassas)” statüsünde, yani “doğada soyu tükenme tehlikesi yüksek” türlerden biri olarak tespit edilmiştir. Bu türler, ulusal ve uluslararası öneme sahip olup korunmaları gereken bitki ve hayvan türleridir.
Akvaryum Kafe’de Mustelus mustelus türünün varlığı, hem gelen fotoğraf ve videolar aracılığıyla Türkiye’deki çeşitli bilim insanlarına danışılarak tespit edilmiş, hem de kafeyle ilgili çıkan haberlerde işletme sahibinin demeci olarak kaydedilmiştir.

IUCN raporlarına göre; bu türlerin popülasyon oranları, Akdeniz’de 1994-2006 yılları arasında avcılık nedeniyle olumsuz etkilenmiştir. Kendini yenileme özelliği de oldukça düşük olan bu türlerin popülasyonunun iki katına çıkma süresi, hiç avlanma olmaz ise, 14 yıldır.

IUCN raporlarına ek olarak; bilim insanlarının bilimsel verilerine göre; köpekbalıklarının esarete dayanıklılığı çok düşük olmakla birlikte, esaret altında ölüm oranları çok fazladır. Bu ufacık havuz; suyunun ve çevresinin kirliliği, işletmede çalan yüksek sesli müziğin etkisi ve havuza giren insanlardan hayvanlara geçebilecek olası bakteriler, hastalıklar nedeniyle bu hayvanların ölümlerini hızlandıracak, 5199 sayılı yasada belirtildiği üzere “fiziksel ve psikolojik acı” çekmelerine neden olacak niteliktedir.

Benzer şekilde mürenler, doğal ortamlarında, karanlık ve kuytu ortamlarda yaşam alanı yaratırlar. Oysa bu işletmedeki müren, gün ışığına maruz kalmakta, hareket alanı tamamen kısıtlanmakta ve doğal yaşam ortamına tamamen aykırı bir yerde tutulmakta ve sergilenmediktedir.

Bunun yanı sıra, Türkiye genelinde dip trolü avcılığı sırasında çok sayıda vatoz avlanmaktadır. Kıkırdaklı balıkların popülasyonlarının kendilerini yenileme özellikleri zayıftır. Doğal yaşam ortamlarından koparılan bu türlerin sayısı arttıkça ve ölen köpekbalıklarının, vatozların ve mürenlerin yerleri yenileriyle dolduruldukça, ekosisteme ciddi bir zarar verilmektedir. Nitekim, ekte göreceğiniz Akvaryum Kafe’de Eylül 2010 tarihinde çekilmiş fotoğraflardan birinde, yavru bir köpekbalığı dahi vardır.

Bugün yürürlükte olan 5199 sayılı kanun, yetkili makamlarca, ticari kaygılar güdülmeksizin uygulanmak zorundadır.

Ek olarak; Türkiye’nin de aralarında olduğu 83 ülke, 110 resmi kuruluş, 800’den fazla sivil toplum kuruluşu ve 181 ülkeden yaklaşık 10 bin bilim adamı ise, IUCN üyesidir. Bu nedenle Türkiye, imza attığı ve içinde yer aldığı ulusal ve uluslararası doğa koruma sözleşmeleri ve stratejilerini de uygulamakla yükümlüdür.


Bu bağlamda:

Öncelikle aşağıda belirttiğim sorularıma detaylı bilgi verilmesini ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilgili maddelerinin ihlali nedeniyle de, Recep Sakızlı isimli işletme sahibine (ve ilgili diğer kişilere) gerekli yaptırımın uygulanmasını, gerekli cezanın yasal düzenlemeler dahilinde verilmesini ve tarafıma sonuç hakkında bilgi verilmesini talep ediyorum.

Hemen akabinde, bahsi geçen kafedeki akvaryum suyunun kimyasal özellikleri ve oksijen oranları hakkında bir test yapılmasını ve sonucun tarafımıza bildirilmesini talep ediyorum.

En önemlisi; av sonrası küçücük havuzlarda ve akvaryumlarda “sergilenen”, tutsak halde bulundurulan, yalnızca “1 TL” kazanabilmek uğruna doğal yaşam ortamlarından koparılan tüm hayvanların ise, en yakın zamanda, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nden, Tarım İl Müdürlüğü’nden veya ilgili kurumlardan yetkililer ve uzman veterinerler eşliğinde doğal ortamlarına bırakılmalarını talep ediyorum.

4982 ve 3071 sayılı yasalar gereğince, yukarıdaki talepleri kapsayan, aşağıda belirtilen soruları temel alan başvurumun değerlendirilmesi ve yasal süre içerisinde bize geri dönülmesini talep ediyorum. Aksi takdirde Bilgi Edinme Üst Kurulu’na şikâyette bulunacağımı, buna ek olarak da hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde bu usulsüzlüğü duyurmaktan çekinmeyeceğimi bilgilerinize sunarım.





SORULAR:

1. Akvaryum Cafe’de kaç adet köpekbalığı, müren, ıstakoz ve vatoz vardır? Bu türler dışında başka deniz canlıları tutulmakta mıdır? Bu balıklar, özellikle de köpekbalıkları nereden, nasıl ve hangi tarihlerde temin edilmiştir?

2. Bahsi geçen Akvaryum Cafe’nin işletme ve çalışma ruhsatı var mıdır? Var ise; hangi kurum tarafından, hangi “faaliyet konusu” ile verilmiştir? Ruhsatın bir kopyasının tarafımıza gönderilmesini talep ediyorum.

3. Bu türlerin ufacık havuzlarda, kendi doğal ortamlarına hiçbir şekilde uygun olmayan şartlarda tutulmalarına, sergilenmelerine hangi kurum, hangi yetkiyle, varolan yasaların hangi maddesiyle izin vermiştir?

4. Vatozların zehirli iğnelerinin, bu hayvanlarla akvaryumda yüzen insanlara zarar vermesi nasıl ve hangi yöntemle önlenmiştir? Aşağıdaki haber bağlantılarının en az üçünde de şu bilgi geçmektedir: “Daha önce Altınoluk’ta da bu projeyi uyguladıklarını da belirten Altınoluk Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Halil Ataç Ataç, akvaryuma atılan balıkların zararsız olduğunu özellikle vatozların zehirli iğnelerinin sökülerek zararlarının ortadan kaldırıldığını söyledi.” Bu müdahale; ticari amaçlara yönelik yapılmanın yanı sıra, insafsız ve canicedir. Daha da bağlayıcı olan tarafı ise, 5199 sayılı yasanın 8. Maddesine tamamen aykırı olması nedeniyle yasal suç teşkil ettiğidir. 
5. İlgili il müdürlükleri veya Sağlık Bakanlığı’ndan halk sağlığı ve suyun insan sağlığına uygunluğuna dair herhangi bir denetim/tespit yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuç raporunun tarafıma verilmesini talep ediyorum.   

6. Havuz suyunun bugüne kadar hayvanların sağlığına uygun olup olmadığına dair herhangi bir denetim yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu raporun gönderilmesini ve ne tür bir sonuca varıldığının bildirilmesini talep ediyorum. Videoda görüldüğü üzere, hayvanlar sıklıkla kafalarını suyun dışına çıkarmaktadır. Bu da sudaki oksijen oranının az olduğu itibarını yaratmaktadır. Ancak bunun tespiti için bilimsel bir çalışma yapılmalıdır.

7. Kış sezonunda bu hayvanlarla ilgili işletmenin ve yetkili kurumların planları nedir?

EKLER:

1. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ilgili maddeleri

2. Akvaryum Cafe’den fotoğraf ve videolar

3. IUCN bağlantıları ve raporları

4. İlgili bağlantılar

- - - - - - - - - - - -

EK1:
Türkiye’de 2004 Tarihli 5199 sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu”:
(Madde1)
Hayvanların rahat yaşamalarını ve uygun, iyi muamele görmelerini  temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamak.
İLKELER:
Madde 4 paragraf a), c), f), h) ve i)
a) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.
c) Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.
e) Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır.
f) Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.
g) Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır.
h) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır.
i) Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar onları türüne ve özelliğine uygun ortam ve şartlarda taşımalı, taşıma sırasında beslemeli ve bakımını yapmalıdırlar.

YASAK MÜDAHALELER
Madde 8 - Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır.
Hayvanların, yaşadıkları sürece, tıbbi amaçlar dışında organ veya dokularının tümü ya da bir bölümü çıkarılıp alınamaz veya tahrip edilemez.
Bir hayvana tıbbi amaçlar dışında, onun türüne ve etolojik özelliklerine aykırı hale getirecek şekilde ve dozda hormon ve ilaç vermek, çeşitli maddelerle doping yapmak, hayvanların türlerine has davranış ve fiziki özelliklerini yapay yöntemlerle değiştirmek yasaktır.
Madde 14 - Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır:
a)     Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.
DENETİM
Madde 17 - Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki Bakanlıkça mahallin en büyük mülki amirine yetki devri suretiyle devredilebilir.
KORUMA ALTINA ALMA
Madde 24 - Bu Kanunun hayvanları korumaya yönelik hükümlerine aykırı hareket eden ve bu suretle bulundurduğu hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasaklanır ve hayvanlarına el konulur. Söz konusu hayvan yeniden sahiplendirilir ya da koruma altına alınır.
İDARİ PARA CEZALARI
Madde 28- (Değişik madde: 23/01/2008-5728 S.K./553.mad)
e) 8 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı, bir hayvan neslini yok edecek müdahalede bulunanlara hayvan başına onbin Türk Lirası; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına uymayanlara hayvan başına binikiyüz Türk Lirası idarî para cezası.
k) 14 üncü maddenin (a), (b), (c), (d), (e), (g), (h), (ı), (j) ve (k) bentlerine aykırı davrananlara üçyüz Türk Lirası; (f) ve (l) bentlerine aykırı davrananlara hayvan başına üçbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Kesilmiş ve canlı hayvanlara elkonulur.

EK2:
Akvaryum Kafe’de, Eylül 2010’da çekilmiş fotoğraf ve videolar


EK3:
IUCN Raporları ve Bağlantıları
http://www.iucnredlist.org/apps/redlist/details/39358/0
http://www.fishbase.org/Summary/speciesSummary.php?ID=4996&genusname=Mustelus&speciesname=mustelus

EK4:
İlgili Bağlantılar
http://www.haberler.com/video-haber/video.asp?id=2119945
http://www.alpaylar.com/News-file-article-sid-9791.htm
http://www.denizhaber.com.tr/guncel/27632/balikesir-edremit-akcay-dev-akvaryum-kopekbaligi-vatoz-halk-vatandas-belde.html
http://www.dha.com.tr/n.php?n=474f7f8f-2010_06_23
http://www.internethaber.com/balikesir/edremit/bu-havuzda-yuzmek-cesaret-ister-261294h.htm


Öykü ağcı
HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Gönüllüsü


Tarih: 26/09/2010


Konu: Balıkesir ili Edremit ilçesi Akçay Beldesi’ndeki “Akvaryum Kafe”de sergilenen deniz canlılarının doğaya geri bırakılması ve işletme hakkında yasal işlem başlatılması

(BİMER aracılığıyla da gönderilmiştir)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NA

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI'NA

SAĞLIK BAKANLIĞI'NA

BALIKESİR İL ÇEVRE VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ’NE

BALIKESİR TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

BALIKESİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NE

EDREMİT BELEDİYESİ’NE

EDREMİT KAYMAKAMLIĞI’NA

AKÇAY BELEDİYESİ’NE

TÜM DİĞER YETKİLİ MAKAMLARA VE BİRİMLERE:



6 Eylül 2010 tarihinde, Akçay Beldesi merkezinde, halk plajının bitişinde, Sarıkız Meydanı’ndaki Akvaryum Kafe ile ilgili tarafımıza gelen bilgi ve belgeler ışığında bilgi edinme başvurumu gerçekleştiriyorum (HAYTAP'a gelen ihbar en altta yer almaktadir).

Akvaryum Kafe ve bu kafenin açılmasına izin veren yetkili tüm kurumlar, işletmeleri içinde tuttukları ve sergiledikleri köpekbalıkları, vatozlar ve mürenler nedeniyle, başvurumda “EK” olarak belirtilen bölümde özetlenen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun en temel maddelerini, özellikle de 4. maddeyi çiğnemiş ve bu nedenle de suç teşkil eder noktaya gelmiştir.

Daha da önemlisi; burada tutulan köpekbalıkları, Mustelus mustelus türünden olup “Uluslararası Doğal Hayatı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği” tarafından sürdürülmekte olan, bitki ve hayvan türlerinin dünyadaki en kapsamlı Küresel Koruma durumu envanteri “IUCN Kırmızı Listesi”nde VU (Vulnerable-Hassas)” statüsünde, yani “doğada soyu tükenme tehlikesi yüksek” türlerden biri olarak tespit edilmiştir. Bu türler, ulusal ve uluslararası öneme sahip olup korunmaları gereken bitki ve hayvan türleridir.

Akvaryum Kafe’de Mustelus mustelus türünün varlığı, hem gelen fotoğraf ve videolar aracılığıyla Türkiye’deki çeşitli bilim insanlarına danışılarak tespit edilmiş, hem de kafeyle ilgili çıkan haberlerde işletme sahibinin demeci olarak kaydedilmiştir.


IUCN raporlarına göre; bu türlerin popülasyon oranları, Akdeniz’de 1994-2006 yılları arasında avcılık nedeniyle olumsuz etkilenmiştir. Kendini yenileme özelliği de oldukça düşük olan bu türlerin popülasyonunun iki katına çıkma süresi, hiç avlanma olmaz ise, 14 yıldır.

IUCN raporlarına ek olarak; bilim insanlarının bilimsel verilerine göre; köpekbalıklarının esarete dayanıklılığı çok düşük olmakla birlikte, esaret altında ölüm oranları çok fazladır. Bu ufacık havuz; suyunun ve çevresinin kirliliği, işletmede çalan yüksek sesli müziğin etkisi ve havuza giren insanlardan hayvanlara geçebilecek olası bakteriler, hastalıklar nedeniyle bu hayvanların ölümlerini hızlandıracak, 5199 sayılı yasada belirtildiği üzere “fiziksel ve psikolojik acı” çekmelerine neden olacak niteliktedir.

Benzer şekilde mürenler, doğal ortamlarında, karanlık ve kuytu ortamlarda yaşam alanı yaratırlar. Oysa bu işletmedeki müren, gün ışığına maruz kalmakta, hareket alanı tamamen kısıtlanmakta ve doğal yaşam ortamına tamamen aykırı bir yerde tutulmakta ve sergilenmediktedir.

Bunun yanı sıra, Türkiye genelinde dip trolü avcılığı sırasında çok sayıda vatoz avlanmaktadır. Kıkırdaklı balıkların popülasyonlarının kendilerini yenileme özellikleri zayıftır. Doğal yaşam ortamlarından koparılan bu türlerin sayısı arttıkça ve ölen köpekbalıklarının, vatozların ve mürenlerin yerleri yenileriyle dolduruldukça, ekosisteme ciddi bir zarar verilmektedir. Nitekim, ekte göreceğiniz Akvaryum Kafe’de Eylül 2010 tarihinde çekilmiş fotoğraflardan birinde, yavru bir köpekbalığı dahi vardır.

Bugün yürürlükte olan 5199 sayılı kanun, yetkili makamlarca, ticari kaygılar güdülmeksizin uygulanmak zorundadır.

Ek olarak; Türkiye’nin de aralarında olduğu 83 ülke, 110 resmi kuruluş, 800’den fazla sivil toplum kuruluşu ve 181 ülkeden yaklaşık 10 bin bilim adamı ise, IUCN üyesidir. Bu nedenle Türkiye, imza attığı ve içinde yer aldığı ulusal ve uluslararası doğa koruma sözleşmeleri ve stratejilerini de uygulamakla yükümlüdür.

Bu bağlamda:

Öncelikle aşağıda belirttiğim sorularıma detaylı bilgi verilmesini ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilgili maddelerinin ihlali nedeniyle de, Recep Sakızlı isimli işletme sahibine (ve ilgili diğer kişilere) gerekli yaptırımın uygulanmasını, gerekli cezanın yasal düzenlemeler dahilinde verilmesini ve tarafıma sonuç hakkında bilgi verilmesini talep ediyorum.

Hemen akabinde, bahsi geçen kafedeki akvaryum suyunun kimyasal özellikleri ve oksijen oranları hakkında bir test yapılmasını ve sonucun tarafımıza bildirilmesini talep ediyorum.

En önemlisi; av sonrası küçücük havuzlarda ve akvaryumlarda “sergilenen”, tutsak halde bulundurulan, yalnızca “1 TL” kazanabilmek uğruna doğal yaşam ortamlarından koparılan tüm hayvanların ise, en yakın zamanda, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nden, Tarım İl Müdürlüğü’nden veya ilgili kurumlardan yetkililer ve uzman veterinerler eşliğinde doğal ortamlarına bırakılmalarını talep ediyorum.

4982 ve 3071 sayılı yasalar gereğince, yukarıdaki talepleri kapsayan, aşağıda belirtilen soruları temel alan başvurumun değerlendirilmesi ve yasal süre içerisinde bize geri dönülmesini talep ediyorum. Aksi takdirde Bilgi Edinme Üst Kurulu’na şikâyette bulunacağımı, buna ek olarak da hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde bu usulsüzlüğü duyurmaktan çekinmeyeceğimi bilgilerinize sunarım.


Saygılarımla,

Öykü YAĞCI
HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Gönüllüsü



SORULAR:

1.      Akvaryum Cafe’de kaç adet köpekbalığı, müren, ıstakoz ve vatoz vardır? Bu türler dışında başka deniz canlıları tutulmakta mıdır? Bu balıklar, özellikle de köpekbalıkları nereden, nasıl ve hangi tarihlerde temin edilmiştir?

2.      Bahsi geçen Akvaryum Cafe’nin işletme ve çalışma ruhsatı var mıdır? Var ise; hangi kurum tarafından, hangi “faaliyet konusu” ile verilmiştir? Ruhsatın bir kopyasının tarafımıza gönderilmesini talep ediyorum.

3.      Bu türlerin ufacık havuzlarda, kendi doğal ortamlarına hiçbir şekilde uygun olmayan şartlarda tutulmalarına, sergilenmelerine hangi kurum, hangi yetkiyle, varolan yasaların hangi maddesiyle izin vermiştir?

4. Vatozların zehirli iğnelerinin, bu hayvanlarla akvaryumda yüzen insanlara zarar vermesi nasıl ve hangi yöntemle önlenmiştir? Aşağıdaki haber bağlantılarının en az üçünde de şu bilgi geçmektedir: “Daha önce Altınoluk’ta da bu projeyi uyguladıklarını da belirten Altınoluk Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Halil Ataç Ataç, akvaryuma atılan balıkların zararsız olduğunu özellikle vatozların zehirli iğnelerinin sökülerek zararlarının ortadan kaldırıldığını söyledi.” Bu müdahale; ticari amaçlara yönelik yapılmanın yanı sıra, insafsız ve canicedir. Daha da bağlayıcı olan tarafı ise, 5199 sayılı yasanın 8. Maddesine tamamen aykırı olması nedeniyle yasal suç teşkil ettiğidir.  

5.      İlgili il müdürlükleri veya Sağlık Bakanlığı’ndan halk sağlığı ve suyun insan sağlığına uygunluğuna dair herhangi bir denetim/tespit yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuç raporunun tarafıma verilmesini talep ediyorum.

6.      Havuz suyunun bugüne kadar hayvanların sağlığına uygun olup olmadığına dair herhangi bir denetim yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu raporun gönderilmesini ve ne tür bir sonuca varıldığının bildirilmesini talep ediyorum. Videoda görüldüğü üzere, hayvanlar sıklıkla kafalarını suyun dışına çıkarmaktadır. Bu da sudaki oksijen oranının az olduğu itibarını yaratmaktadır. Ancak bunun tespiti için bilimsel bir çalışma yapılmalıdır.

7.      Kış sezonunda bu hayvanlarla ilgili işletmenin ve yetkili kurumların planları nedir?

EKLER:
1.      5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ilgili maddeleri
2.      Akvaryum Cafe’den fotoğraf ve videolar
3.      IUCN bağlantıları ve raporları
4.      İlgili bağlantılar
- - - - - - - - - - - -
EK1:
Türkiye’de 2004 Tarihli 5199 sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu”:
(Madde1)

Hayvanların rahat yaşamalarını ve uygun, iyi muamele görmelerini  temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamak.
İLKELER:

Madde 4 paragraf a), c), f), h) ve i)

a) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.
c) Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.
e) Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır.

f) Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.

g) Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır.

h) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır.

i) Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar onları türüne ve özelliğine uygun ortam ve şartlarda taşımalı, taşıma sırasında beslemeli ve bakımını yapmalıdırlar.

YASAK MÜDAHALELER

Madde 8
- Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır.
Hayvanların, yaşadıkları sürece, tıbbi amaçlar dışında organ veya dokularının tümü ya da bir bölümü çıkarılıp alınamaz veya tahrip edilemez.
Bir hayvana tıbbi amaçlar dışında, onun türüne ve etolojik özelliklerine aykırı hale getirecek şekilde ve dozda hormon ve ilaç vermek, çeşitli maddelerle doping yapmak, hayvanların türlerine has davranış ve fiziki özelliklerini yapay yöntemlerle değiştirmek yasaktır.
Madde 14
- Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır:
a)     Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.
DENETİM

Madde 17
- Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki Bakanlıkça mahallin en büyük mülki amirine yetki devri suretiyle devredilebilir.
KORUMA ALTINA ALMA

Madde 24
- Bu Kanunun hayvanları korumaya yönelik hükümlerine aykırı hareket eden ve bu suretle bulundurduğu hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasaklanır ve hayvanlarına el konulur. Söz konusu hayvan yeniden sahiplendirilir ya da koruma altına alınır.
İDARİ PARA CEZALARI

Madde 28-
(Değişik madde: 23/01/2008-5728 S.K./553.mad)
e) 8 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı, bir hayvan neslini yok edecek müdahalede bulunanlara hayvan başına onbin Türk Lirası; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına uymayanlara hayvan başına binikiyüz Türk Lirası idarî para cezası.
k) 14 üncü maddenin (a), (b), (c), (d), (e), (g), (h), (ı), (j) ve (k) bentlerine aykırı davrananlara üçyüz Türk Lirası; (f) ve (l) bentlerine aykırı davrananlara hayvan başına üçbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Kesilmiş ve canlı hayvanlara elkonulur.

EK2:

Akvaryum Kafe’de, Eylül 2010’da çekilmiş fotoğraf ve videolar



EK3:
IUCN Raporları ve Bağlantıları

http://www.iucnredlist.org/apps/redlist/details/39358/0
http://www.fishbase.org/Summary/speciesSummary.php?ID=4996&genusname=Mustelus&speciesname=mustelus

EK4:

İlgili Bağlantılar

http://www.haberler.com/video-haber/video.asp?id=2119945
http://www.alpaylar.com/News-file-article-sid-9791.htm
http://www.denizhaber.com.tr/guncel/27632/balikesir-edremit-akcay-dev-akvaryum-kopekbaligi-vatoz-halk-vatandas-belde.html
http://www.dha.com.tr/n.php?n=474f7f8f-2010_06_23
http://www.internethaber.com/balikesir/edremit/bu-havuzda-yuzmek-cesaret-ister-261294h.htm

ÖYKÜ YAĞCI
15178080808
HAYTAP HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU GONULLUSU
Son Güncelleme ( Salı, 29 Mart 2011 08:49 )

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

"Medrano Sirkinin Sonlandırılması''nı İstiyoruz !


22.10.2010
Konu: Milliyet Çocuk'ta Medrano Sirki kampanyasının sonlandırılması

Çocuklara zulmü sevdirmeyin.

Öncelikle Hürriyet gazetesine yunus gösterilerini tanıtmasına verilen tepkinin ardından etik olarak gerekeni yapıp bu tanıtımı durdurduğundan ötürü tebrik ederiz. Milliyet’in çocuk ekinde, Medrano Sirki’ne gidilmesinin tavsiye edilmesini ise bir o kadar esefle karşılamış bulunmaktayız.

Yunus gösterileri gibi canlı hayvan kullanan sirkler de perde arkasında hayvanlara işkence ile eğitimi içerir. Hayvanlar sürekli olarak ucu kancalı sopalarla dövülerek ya da elektrik verilerek uygun hareketleri yapmaya koşullanması için eğitilir. Ödül değil, zorla koşullandırma vardır. Aileleri ile doğal ortamlarında mutlu ve özgür yaşama hakları olan bu sirk hayvanları, işe yaramayacak hale gelene kadar şiddet ile oynatılır ve yaşlanınca da büyük ihtimalle mezbahalara, besi hayvanlarına yem olsunlar diye gönderilirler.

Bu acı gerçekten sirklere gitmeleri teşvik edilen çocukların elbette hiç haberleri yoktur. Hatta belki onların anne babaları da bir şekilde haberdar değildir. Ancak siz, yıllardır topluma yön veren önemli bir gazete olarak bundan ziyadesiyle haberdâr olmalısınız ve sorumlu yayıncılık gereği gereken inisiyatifi ortaya koymalısınız.

Çocukların alevler içinden atlarken mutlu sandıkları o maymunlar, kaplanlar maalesef kaynar su, dev iğne, çivili sopa gibi korkunç araçlarla, o mekanik hareketleri yapmaya mecbur bırakılmış mutsuz mahkûmlar, gösteri işçileridir.

Birçok Avrupa ülkesi, bu zulmün farkına vardığından yunus gösteri merkezlerine yaptığı gibi “canlı hayvanları kullanan sirklere” de kilit vurmaktadır. Ülkemizin de bu aydınlanmadan nasibini alabilmesi için, sizin gibi büyük gazetelerin sorumlu adımlarına gereksinim vardır.

Çocukların güzel bir gösteri seyretmelerini isterken, canlıların zulüm görmesini istemiyorsanız, çocuklara tutsaklık ve acıyla beslenen bir sevgi aşılamak istemiyorsanız, lütfen insan veya hayvanların canlarına zarar vermeyen gösterileri tercih etmelerini sağlayınız; hayvanlarla gösteri yapmayan, sanat icra eden sirklere yönlendiriniz.

Çocuklar; eğlence için tiyatrolara, hayvanları tanımak içinse doğa gezilerine teşvik edilebilir.

Zulümden zevk alınmaması gerektiğini gelecek kuşaklara aktarmak, bizlerin elindedir.

(Lütfen aşağıdaki bağlantılara göz atın ve hayvanlı sirklerin ardındaki gerçekleri görme fırsatını kendinize verin)





Son Güncelleme ( Salı, 29 Mart 2011 08:50 )

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Yükleniyoruz : Deniz Bank DA Dolphinarium İndirim Kampanyalarını Durdurdu !

Yükleniyoruz : Deniz Bank  DA Dolphinarium İndirim Kampanyalarını  Durdurdu  !
Sayın Haytap Yetkilisi,

Öncelikle şikayetinizi Bankamız ile paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Şikayetiniz kapsamı gündeme getirmiş olduğunuz hususlar; Bankamız yetkili birimleri tarafından en üst düzeyde gündeme alınmış ve yapılan değerlendirmeler kapsamında gerekli aksiyonların alınması sağlanmıştır.
Sahip olduğu finansal süpermarket anlayışıyla müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun ve yenilikçi çözümler sunan Bankamızın; kredi kartımız sahiplerine yönelik olarak Dolphinarium’daki yunus gösterilerine %25 indirim ve yüzme ile dalış derslerinde 2 taksit imkânı sunduğu kampanyasını bu değerlendirmeler kapsamında sonlandırmış bulunuyoruz.
Bilgilerinize sunar, değerli görüşlerinizi paylaştığınız için tekrar teşekkür eder ve esenlikler dilerim.
Saygılarımla,

Recep Gür
DenizBank A.Ş.
Müşteri Memnuniyeti Bölüm Müdürü



Yunus parklarını neden istemiyoruz ? ( lütfen tıklayın )




Alıntı: http://www.haytap.org/index.php/sirk-gercegi/

 

 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder