Nükleer Enerji Nedir?
Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucunda büyük bir
enerji açığa çıkmaktadır. Ağır atom çekirdeklerinin nötronlarla
bombardımanı sonucunda bu çekirdeklerin parçalanması sağlanabilir; bu
tepkimeye "fisyon" adı verilmektedir. Her bir parçalanma tepkimesi
sonucunda açığa fisyon ürünleri, enerji ve 2-3 adet de nötron
çıkmaktadır.
Uygun şekilde tasarlanan bir sistemde tepkime sonucu
açığa çıkan nötronlar da kullanılarak parçalanma tepkimesinin
sürekliliği sağlanabilir (zincirleme tepkime). Bunun haricinde hafif
atom çekirdeklerinin birleşme tepkimeleri de büyük bir enerjinin açığa
çıkmasına sebep olmaktadır. Bu birleşme tepkimesine "füzyon" adı
verilmektedir. Bu tepkimenin sağlanabilmesi için atom çekirdeğinde
bulunan artı yüklerin birbirini itmesinden kaynaklanan kuvvetin
yenilmesi gereklidir. Bu nedenle çok yüksek sıcaklığa çıkılan sistemler
kullanılmaktadır. Çok yüksek sıcaklıkta yüksek enerjiye ulaşan atom
çekirdeklerinin çarpışması ile füzyon tepkimesi sağlanabilmektedir.
Fisyon ve füzyon tepkimeleri ile elde edilen enerjiye "çekirdek
enerjisi" veya "nükleer enerji" adı verilmektedir.
![]() |
![]() |
Parçalanma (fisyon) tepkimesi ve zincirleme tepkime
Nükleer Enerjiden Elektrik Üretimi
Nükleer reaktörler nükleer enerjiyi elektrik
enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Temel olarak fisyon sonucu açığa
çıkan nükleer enerji nükleer yakıt ve diğer malzemeler içerisinde ısı
enerjisine dönüşür. Bu ısı enerjisi bir soğutucu vasıtasıyla çekilerek
bazı sistemlerde doğrudan bazı sistemlerde ise ısı enerjisini başka bir
taşıyıcı ortama aktararak türbin sisteminde kinetik enerjiye ve daha
sonra da jeneratör sisteminde elektrik enerjisine dönüştürülür.
Malzemelerin çok çeşitli fiziksel, kimyasal ve nükleer özellikleri
sebebiyle pek çok değişik nükleer reaktör tasarımı mevcuttur. Aşağıdaki
şekilde bir Basınçlı Su Reaktörünün basit şeması verilmiştir. Bu
tasarımda reaktör kalbindeki yakıtlardan ısı enerjisi basınç altında
tutularak kaynaması engellenen su ile çekilmektedir. Çekilen ısı
enerjisi buhar üreteçlerinde ikinci devredeki suya aktarılmakta böylece
üretilen buhar ile türbin-jeneratör sistemi döndürülerek elektrik
enerjisi üretilmektedir.

Basınçlı Su tipi Bir Reaktörün Basit Şeması
Nükleer Reaktörde Elektrik Nasıl Üretilir?

Çoğu güç santralı, jeneratörü döndürmek için
ısı üretiminde bulunurlar. Fosil yakıtlı santrallar ısı üretimi için
doğal gaz, kömür ve petrol yakarlar. Nükleer santrallar da uranyum
yakıtını parçalayarak ısı üretirler. Ancak bütün bu değişik tip
santrallar ürettikleri ısıyı, suyu buhar haline dönüştürmek için
kullanırlar.


Su, güneş, rüzgar ve geotermal kaynaklara,
yenilenebilir enerji kaynakları denilir. Bu kaynaklar diğerleri gibi
tükenmezler. Petrol, doğal gaz, kömür, uranyum gibi maddeler önümüzdeki
birkaç yüzyıl içinde tükeneceklerdir.
Nükleer Reaktörler Enerji Dışında Bir Şey Üretir mi?

Nükleer santrallarda elde edilen
fazla enerji ise, ev ve seralarımızın ısıtılması, tuzlu sudan içilebilir
su elde edilmesi, petrol üretimi gibi alanlarda kullanılmaktadır.
Nükleer Santrallerde Ne Gibi Güvenlik Tedbirleri Alınmıştır?
Nükleer santrallarda, nükleer maddelerin çevreye
bırakılmamasını ve aynı zamanda nükleer reaksiyon sonucunda oluşan
ısının her durumda reaktörden alınmasını garantiye alacak şekilde birçok
güvenlik önlemi alınmıştır. Nükleer maddelerin dışarıya salınmaması
için kademeli koruma önlemleri, oluşan ısının alınması için ise yine
kademeli ve yedekli sistem ve bileşenler bulunmaktadır.
Nükleer yakıt, seramik formunda,
yaklaşık 1 cm çap ve yüksekliğinde silindirik parçaların ard arda
dizilmesiyle yine silindirik biçimde kapalı sızdırmaz tüpler içindedir.
Bu tüplerin binlercesinin, aralarından soğutucu suyun geçmesine izin
verecek şekilde bir araya getirilmesi ile de reaktör kalbi
oluşturulmuştur. Bu kalp ise paslanmaz çelikten yapılan bir basınç
kabının içinde bulunur (Basınçlı veya Kaynar Sulu reaktörlerde). Basınç
kabı ve buna bağlı sistemler ise reaktör korunak binası adı verilen
betondan yapılmış kubbemsi yapının içinde bulunurlar. Dolayısıyla, yakıt
içinde bulunan radyoaktif maddelerin dışarıya salınmalarını, seramik
yakıt, yakıt tübü, basınç kabı, çelik gömlek ve beton korunak binası,
kademeli olarak engellemiş olurlar.

Nükleer Santrallerin Etrafında Yaşayan İnsanlar Ne Kadar Radyasyon Alır?

Dünyada yaşayan her insan, topraktan, uzaydan,
kullandığımız elektronik aletlerden kaynaklanan doğal radyasyona maruz
kalmaktadır. Bu radyasyonun miktarı, yaşadığımız yöre ve koşullara bağlı
olarak yılda yaklaşık 2-3 mSv civarındadır. Buna ek olarak, Nükleer
Santrallardan alacağımız radyasyon ise doğal radyasyona göre çok çok
küçük seviyede kalmaktadır. Örnek olarak Dünyada en fazla nükleer
santralın olduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde bu tür santrallardan
dolayı halkın doğal radyasyona ek olarak aldığı miktar yılda 0.05 mSv'in
altındadır.
Radyasyonla çalışan kişiler için, doğal radyasyonun
üzerinde maruz kalınacak maksimum miktar ise, ülkelere göre yıllık 20
ile 50 mSv arasında değişiklik göstermektedir.
Nükleer Santral Sökülmesi Teknolojisi Mevcut mudur ve Maliyeti Nedir?
Nükleer santrallar da dahil olmak üzere nükleer
tesislerin sökülmesi ve yeşil alana dönüştürülmesi için gerekli
teknoloji vardır ve bazı ülkelerde sökme uygulamaları yapılmaktadır.
Örneğin ABD'de 860 MWe gücündeki Meine Yankee 1996 yılında kapatılmış,
2004 yılında kullanılmış yakıt depolama dışında koruma binası
yıkılmıştır.Almanya'da kurulu bulunan standart bir nükleer santralın
(1200 MW e ) işletmeden alınması, sökülmesi ve yeşil alana
dönüştürülmesinin maliyetinin 400 Milyon Euro olacağı tahmin
edilmektedir ve bu rakam santralın ilk yatırım maliyetinin yaklaşık
%20'sine karşılık gelmektedir. Fransa'da da benzer şekilde tesis sökme
maliyet hesaplamaları yapılmaktadır ve 900 MW e gücündeki bir nükleer
santralın işletmeden alma+sökme maliyetinin 210 Milyon Euro olacağı
tahmin edilmektedir ve bu rakamın ilk yatırım maliyeti içindeki payı %15
kadardır. Nükleer santraların elektrik üretim maliyetleri içine
santralın söküm süreci içinde yapılacak tahmini harcamalarda katılarak
zamanı geldiğinde kullanılmak üzere bir fon oluşturulmaktadır. Örneğin
ABD'de nükleer elektrik üreticileri bu fon için 0.1-0.2 cent/kWs
biriktirmekte ve bu fonu düzenli olarak Nükleer Düzenleyici Komisyona
bildirmektedirler.
Gecikmeli Nötronlar Nedir, Bu Nötronları Nasıl Kullanabiliriz?
U-235’in fisyonunda nötronların açığa çıkması çok ani
(10-16 s) olur ve bu nötronlar ani nötronlar olarak bilinir. Sistemde
sadece ani nötronlar olsaydı zincir reaksiyonunun kontrolü (yukarda
bahsedilen mekanik kontrol çubukları ile) pratikte çok zor (pratik
olarak mümkün değil) olacaktı. Neyse ki, fisyon ürünlerinin kendileri
birkaç saniye ile bir dakikalık bir gecikmeyle nötron salarak
bozunurlar. Bu gecikmeli nötronlar U-235’in fisyonuna da sebep olurlar.
Reaktör tasarımında, gecikmeli nötronların katkısı
olmaksızın reaktörün hiçbir şekilde kritik olamayacağı garanti edilir.
Böylece bu gecikmeli nötronlar, kontrol çubukları vasıtasıyla daha kolay
olarak zincir reaksiyonunun kritiklik kontrolünü sürdürmeye imkân
verir. Gecikmeli nötronların akısı (ani U-235 nötronlarınınkinin
yaklaşık % 1’i), üstel olarak artan bir reaksiyonla çabucak duracak bir
reaksiyon arasındaki dengeyi sağlar.
Bir Reaktörde Nötronlar Nasıl Yavaşlatılır?
Daha önce ifade edildiği gibi, fisyon reaksiyonunda
açığa çıkan nötronlar çok hızlıdırlar (1 MeV) ve U-235’in daha fazla
fisyonuna sebep olmaları için yavaşlatılmaları (0.025 eV’a veya termal
enerjiye) gerekir. Absorplamaksızın nötronları yavaşlatmak için
kullanılan malzemeye moderatör adı verilir. Bu malzeme hidrojen,
döteryum veya karbon gibi hafif çekirdeklerden yapılır. Termal
reaktörlerde moderatör olarak sıklıkla sıradan su (H2O), ağır su (D2O)
veya grafit kullanılır. Nötronlar termalleşmelerinden önce
absorplanmaksızın moderatör çekirdekleri ile bir çok defa (belki 100
kere) çarpışırlar.
Nükleer Reaktörlerde Ne Çeşit Yakıt Kullanılır?
Bir fisyon reaktöründe kullanılan yakıt genellikle
metal uranyum veya uranyum dioksittir. Bazı durumlarda plütonyum dioksit
ilâve edilir. Oksit yakıtlı reaktörler, metal yakıtlı reaktörlerden
daha yüksek sıcaklıklarda çalışırlar. Bu, üretim tesisinin termodinamik
verimiyle ilişkilendirilir.
Doğal uranyum ana olarak, bölünebilir (fisil)
(% 0.7) ve bölünemeyen (fertil)
(% 99.3) izotoplarından oluşur. Fisil bir izotop (örnek olarak
) termal nötronlarla fisyon yapma özelliğine sahip olmasına rağmen, fertil izotop (örnek olarak
) bir nötron absorpsiyonu ile fisil bir malzeme oluşturabilir.
tabiatta bulunmaz ancak bir nükleer reaktörde yapay olarak
’den üretilir. Bazı reaktörler doğal uranyum kullanırlar, ancak çoğu reaktör yüzde iki-üçe kadar zenginleştirilmiş
kullanır. Plütonyumla kullanıldığı zaman bu zenginleştirme biraz daha
yüksek olabilir. U-235 veya U-235 ve Pu-239 karışımının fisyonu günümüz
reaktörlerinde büyük miktarda enerji sağlarlar.
Doğal uranyum ana olarak, bölünebilir (fisil)







Dünya Nükleer Enerjiden Vazgeçiyor mu?
Dünya geneline bakıldığında yeni kurulacak nükleer
santralların sayısının çok sınırlı kaldığı doğrudur. Ancak her ülkenin
enerji planları, kendisine özgü özellikler taşımaktadır. Bu bağlamda
herhangi bir teknolojinin kullanım artış hızı, dünya ve bölgesel
koşulların paralelinde, dönem dönem değişiklikler arzedebilir. Bu gün
Avrupa'da bir çok ülkede yeni nükleer santral yapımından vazgeçildiği
tam olarak doğru değildir. Bu ülkelerin enerji stratejilerine
bakıldığında enerji açıklarını ağırlıklı olarak Fransa'dan
karşıladıkları görülür. Fransa, toplam enerji üretiminin %75'ini
nükleerden sağlamakla birlikte, aynı zamanda nükleer enerjiye dayalı bir
enerji ihracatçısı konumuna gelmiştir. Fransa'nın diğer Avrupa
ülkelerine yaptığı ihracat: 17000 GWh, İngiltere; 15000 GWh, Almanya;
18000 GWh, İtalya; 7500 GWh, İsviçre.
Nükleer Enerji Çevre Dostu Bir Enerji Üretim Seçeneği midir
Nükleer Enerji Çevre Dostu Bir Teknolojidir, Çünkü;
-
Nükleer santralların güvenlik değerlendirmesi bağımsız lisanslama kuruluşları tarafından son derece tutucu varsayımlara göre yapılmaktadır. Ayrıca bu santrallar işletmede oldukları sürede sürekli denetim altındadır. Bu nedenle nükleer santralların çevre ve insana zarar verebilecek şekilde kaza yapma riski, günümüzde kullandığımız diğer teknolojik ürünlere göre, yok denecek kadar azdır. Bir nükleer santralın çevresinde yaşayan insanlara yüklediği yıllık doz doğal radyasyonun çok altındadır.
-
CO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 2300 milyon ton CO2 emisyonuna engel olmaktadır.
-
SO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 42 milyon ton SO2 emisyonuna engel olmaktadır.
-
NOx emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 9 milyon ton NOx emisyonuna engel olmaktadır.
-
Atık kül üretimine neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 210 milyon ton kül üretimine engel olmaktadır.

Atmosfere bırakılan ve dünya ikliminde önemli değişikliklere sebep olan "sera gazları (başta CO2, CH4, N2O
olmak üzere, CFC, Ozon gibi gazlar)" özellikle petrol, kömür ve doğal
gaz gibi fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkmaktadır. Sera gazları
salımlarının sabitlenmesi veya azaltılması amacıyla Birleşmiş Milletler
İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (İDÇS) 1992 yılında imzaya
açılmıştır. Sözleşmenin amacı "atmosferdeki sera gazı birikimini,
insanın iklim sistemi üzerindeki tehlikeli etkilerini önleyecek bir
düzeyde durdurmak"tır.
Yeryüzünün ısınmasına sebep olan, sera gazlarının başlıcaları insan kaynaklı faaliyetlerden oluşmaktadır. CO2 emisyonunun yarısının bitki örtüsü tarafından yutulmasına karşın, CO2 seviyesi her 20 yılda %10 artış göstermektedir. Emisyon kontrol politikasının uygulanmadığı düşünüldüğünde, 370 ppm olan CO2
emisyonunun, 2100 yılında senaryolara bağlı olarak 490-1260 ppm olacağı
tahmin edilmektedir. Örneğin konsantrasyonu 450 ppm de tutabilmek için
gelecek birkaç on yılda emisyonun 1990 seviyesine indirilmesi
gerekmektedir.
Ancak hızlı nüfus artışı ve ekonomik gelişme enerji gereksinimini arttırmaktadır. Daha az CO2
emisyonu için enerjinin verimli kullanımı ve eerji üretinm
sistemlerinde teknolojik gelişmeler kaçınılmazdır. İklim modellemeleri,
sera gazlarının kontrolü için gösterilen çabaların yetersizliği
sonucunda global sıcaklık artışının 2100 yılında yaklaşık 1.4-5.8
olacağını tahmin etmektedir. 1000 MWe gücünde ve % 80 yük faktörüyle
işletilen bir kömür santralının yerine aynı güçte bir nükleer santral
kullanılırsa, kömür kalitesine ve üretim teknolojisine bağlı olarak
üretimde ortaya çıkacak olan 1.3 - 2.2 Milyon ton karbon önlenmiş
olacaktır. 40 yıllık ömrü boyunca bu nükleer santral 50-90 Milyon ton
karbonu önlemiş olacaktır. Aynı şekilde, 1000 MWe gücündeki bir nükleer
santral, doğal gaz santralının bir yılda sebep olacağı 0.6-1.0 Milyon
ton karbonu önler.
Nükleer Kaza Durumunda İyot Tabletleri Niçin, Ne zaman, Nasıl Kullanılır?
İyot tableti nedir, niçin kullanılır?İyot tabletleri, radyoaktif olmayan iyot bileşikleridir. Nükleer tehlike durumlarında ortaya çıkabilecek radyoaktif bulut içerisinde yer alan radyoaktif iyotun tiroitte tutulmasını önlemek üzere, iyot tabletlerinin en kısa süre içinde alınması gereklidir. İyot tabletlerinin, vücudun diğer radyoaktif maddelere maruz kalmasını engelleyici özelliği yoktur.
Nasıl kullanılmalıdır?
Tabletler, mümkünse aç karnına alınmamalıdır. Kolaylık sağlamak için tercih edilen bir sıvıda eritilip içilebilir.
İyot
tabletleri genellikle iyi tolere edilir. Sindirim bozuklukları gibi yan
etkiler çok nadiren görülmekle beraber, uygulama kesildiğinde
kendiliğinden geçer. Yan etkilerin uzun süre devam etmesi durumunda
doktora başvurulmalıdır. Hipertiroit tedavisi görenler, iyot tabletleri
aldıkları süre içinde de tedavilerine devam etmeli, ancak tehlike durumu
sona erdiğinde, doktora başvurmalıdırlar. İyot tableti aldıktan sonra 1
hafta ila 3 ay içinde çarpıntı, kilo kaybı veya ishal şikayeti olanlar
doktora müracaat etmelidir.
İyot tabletleri maksimum toplam doz 1 gramı geçmemek üzere aşağıdaki dozlarda kullanılır;
Değişik Gruplar İçin Tavsiye Edilen Günlük İyot Dozları (KI veya KIO3 olarak)
Yaş Grubu
|
İyot Eşdeğer Kütlesi (mg)
|
KI(mg)
|
KIO3(mg)
|
Tablet Oranları
|
Doğumdan 1 aya kadar
|
12,5
|
16
|
21
|
1/8
|
1 ay-3 yaş
|
25
|
32
|
42
|
1/4
|
3 yaş-12 yaş
|
50
|
65
|
85
|
1/2
|
12 yaş üstü/yetişkinler
(hamile kadınlar dahil) |
100
|
130
|
170
|
1
|
Ne zaman kullanılmalıdır?
İyot tabletlerinin radyoaktiviteye maruz kalınmadan 6 saat öncesinde alınması durumunda maksimum koruma sağlanır. Radyoaktiviteye maruz kalınmasından sonraki ilk 10 saatten sonra alınması durumunda ise hiç bir etkisi olmayacaktır. Bir iyot tableti dozu ile 24 saat korunma sağlanır.
Radyoaktif
tehlike durumunda, iyot tabletlerinin dağıtımı, kullanımı ve uygulama
süresi konularında duyurular resmi makamlarca medya aracılığıyla
yapılacaktır.
İyot tabletleri, resmi bir duyuru yapılmadıkça kesinlikle kullanılmamalıdır.
Tel: 0 312 295 8907Faks: 0 312 295 8947
ALO TAEK: 444 TAEK (444 8235)
444taek@taek.gov.tr
Nükleer Santralların Yaygınlaşması Dünyada Nükleer Silahların Artışına Neden Olur mu?
Enerji
üretimi amacıyla kurulan nükleer santralların nükleer silah yapımıyla
bir ilişkisi bulunmamaktadır. "Nükleer Silahların Yayılmasının
Önlenmesi" Antlaşmasını imzalayan ülkeler -ki ülkemiz bu antlaşmaya
taraftır- uluslararası denetimlere açıktır. Nükleer silahların
yayılmasını önlemek üzere, Birleşmiş Milletlerin bir alt kuruluşu olan
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı sürekli denetim faaliyetlerinde
bulunmaktadır. Ayrıca, nükleer santralın bir ülkede bulunması tek başına
nükleer silah yapımı için yeter şart değildir. Bu iş için başka
tesislerin kurulması gerekmektedir.
Yüksek Radyoaktivite içeren ve Uzun Yarı Ömürlü Kullanılmış Nükleer Yakıtların Depolanması Nasıl Yapılmaktadır?
Nükleer
enerji üretiminde kullanılan yakıtların yüksek radyoaktiviteye sahip
uzun yarı ömürlü izotopları içermesi, bu yakıtların atık olarak uzun
seneler boyunca kontrollü olarak insana ve çevreye zarar vermeyecek
şekilde depolanmasını gerektirmektedir. Bugün atıkların insana ve
çevreye zarar vermeden depolanabilmesi için gerekli teknoloji vardır.
Kullanılmış yakıtlar, ürettikleri ısının alınması için reaktör binası
içinde bulunan havuzda 10-15 yıl bekletilir ve daha sonra bu yakıtlar
iki şekilde işlem görebilirler: 1) Nihai depolama yapmak üzere geçici
depolamaya gönderilir. 2) Kullanılmış yakıtın içinde bulunan ve tekrar
yakıt olarak kullanılabilecek olan uranyum ve plütonyumun kazanılması
amacıyla yeniden işleme tesislerine gönderilir. 1000 MWe
gücünde hafif sulu reaktör tipi bir nükleer santraldan 1 yıl sonra çıkan
ve yeniden işlem görmemiş olan kullanılmış yakıt (yaklaşık 30 ton);
%95,6 oranında uranyum, %1 oranında plütonyum, %0,1 oranında
transuranyum izotopları (plütonyum, neptünyum vb.) ve %3,3 oranında
fisyon ürününden (sezyum, iyot vb.) oluşmaktadır. Yeniden işlem gören
kullanılmış yakıttan arta kalan atığın (yaklaşık 1 ton) içinde ise %93,3
oranında fisyon ürünü bulunmaktadır ve fisyon ürünleri
radyoaktivitesinin %98'ini 200 yıl içinde kaybetmektedir.
Yeniden
işlem gören kullanılmış yakıttan arta kalan atığın içinde %3,2 oranında
uranyum, %0,3 oranında plütonyum ve %3,2 oranında transuranyum
izotopları bulunmaktadır. Nihai depolama için sızdırmaz ve aşınmaya
karşı dirençli özel çelik kaplar içine konulan kullanılmış yakıtlar
geçici yer üstü ve yer altı depolarında muhafaza edilmektedir. Ancak son
depolama için gelecekte jeolojik (yer altı) depolama teknolojisi
kullanılacaktır. Yer altı depolama ile atığın, yerin yaklaşık 600-1000 m
altında yer altı sularının bulunmadığı ve deprem riski olmayan kayalık
bölgelere gömülmesi planlanmaktadır. Kullanılmış yakıtın yeniden
işlenerek içindeki uranyum ve plütonyumun alınmasından sonra arta kalan
yüksek seviyeli atıklar ise camlaştırılarak depolanmaktadır. Atıkların
camlaştırılmasının nedeni camın suda çözünmesinin hemen hemen olanaksız
olmasıdır. Böylece yer altı depolaması sırasında olabilecek bir suyla
temas sonucunda atığın suya karışma ihtimali çok azaltılmış olmaktadır.
Kaldı ki camlaştırılmış atık değişik katmanlardan oluşan özel bir kabın
içinde bulunmaktadır.
Ayrıca,
gelecekte kullanılmış yakıtta bulunan uzun yarı ömürlü izotopların kısa
yarı ömürlü izotoplara dönüştürülmesi için "hızlandırıcı güdümlü
reaktör" sistemlerinin kullanılması da düşünülmektedir.
Yer altı jeolojik (nihai) depolama konusunda ABD'de ve Finlandiya'da önemli gelişmeler bulunmaktadır:
ABD'de
Enerji Bakanlığı, Yucca Dağı'nın, kullanılmış yakıtların nihai
depolanması için uygun bir alan olduğunu rapor ederek lisans müracaatı
için NRC'ye başvurulmasını, 2010 yılında ise atıkların tesise konmasını
planlamaktadır.
New
Mexico yakınlarında bulunan ilk yeraltı depolama tesisi olan WIPP,
(Waste Isolation Pilot Plant) araştırma ve savunma programlarından
ortaya çıkan transuranyum atıkların depolanması amacıyla 26 Mart 1999
tarihinde işletmeye alınmıştır.
Finlandiya
Parlamentosu, kullanılmış yakıtların nihai depolanması için Eurajoki
Belediyesi içindeki Olkiluoto'da depolama tesisinin inşasına "Prensipte
Karar" için onay vermiştir. Nihai depolama tesisinin inşası 2010
yılında, işletmesi ise 2020 yılında başlayacaktır.

Camlaştırılmış Yüksek Seviyeli Atık Depolama Tesisi

Yüksek Seviyeli Atık Taşıma ve Depolama Kabı

Yüksek Seviyeli Atık Taşıma ve Depolama Kabı
Nükleer Santralların Atıkları Ne Yapılmaktadır?
Nükleer enerji üretiminde
kullanılan yakıtların yüksek radyoaktiviteye sahip uzun ömürlü
izotopları içermesi, bu yakıtların atık olarak uzun seneler boyunca
kontrollu olarak insana ve çevreye zarar vermeyecek şekilde
depolanmasını gerektirmektedir. Kullanılmış yakıtlar veya yakıt
çevriminde oluşan radyoaktif atıklar sızdırmaz özel çelik kaplar içine
konulduktan sonra geçici yer üstü ve yer altı depolarında muhafaza
edilmektedir. Ancak son depolama için gelecekte jeolojik (yer altı)
depolama teknolojisi kullanılacaktır. Bu konuda ABD'de ve Finlandiya'da
önemli gelişmeler vardır.
Türkiye'de Nükleer Tesis Var mıdır?




Türkiye'de nükleer tesis kapsamına giren tesisler:
Adı
|
Tipi
|
Gücü
|
İşletici Kuruluş
|
MTR Yakıtlı Havuz Tipi
|
5 MW
|
TAEK, ÇNAEM
|
|
TRIGA MARK II Araştırma Reaktörü
|
Darbeli TRIGA tipi
|
250 kW
|
İTÜ Enerji Enstitüsü
|
-
|
-
|
TAEK, ÇNAEM
|
Bir Nükleer Kazaya İlişkin Resmi Duyum Alındığında ne Yapmalıyız?
Paniğe kapılmayınız.

Kapalı mekanlarda kalınız, tüm havalandırma sistemlerini, pencere ve kapılarınızı kapatınız. Havalandırma boşluk ve sistemleri ile pencere ve kapınızın hava alabilecek kısımlarını naylon örtü ve ambalaj bantı ile sıkıca kaplayınız.

Mümkün olduğu kadar binaların iç kesimlerine geçiniz. Uygun ve korumalı ise bodrum katları tercih ediniz. Yetkililerce, tehlikenin geçtiği açıklanana kadar içeride kalınız.

Dışarıda iseniz veya dışarı çıkmak zorundaysanız; vücudunuzda açık yer bırakmamaya, el ve yüzünüzü kapatmaya çalışınız, ağzınızı ve burnunuzu ıslatılmış havlu, pamuklu kumaş veya mendil ile kapatınız.
Dışarıdan
içeriye girmeden önce dış giysilerinizi ve ayakkabılarınızı çıkarınız
ve bir poşet veya çantaya koyunuz. Dışarıda iken vücudunuzun açıkta
kalmış kısımlarını bol su ile yıkayınız.
Yiyeceklerinizi mutlaka buzdolabı gibi kapalı yerlerde saklayınız. Açıkta bırakılmış hiçbir şeyi yemeyiniz, içmeyiniz. Taze sebze ve meyveleri temiz su ile yıkanmadığı sürece yemeyiniz.

Radyo ve televizyonunuzu devamlı açık tutunuz. Yetkililer tarafından yapılacak açıklamalara ve direktiflere uyunuz. Haberleşmede kilitlenme olmaması için, sabit ve cep telefonunuzu çok acil haller dışında kullanmayınız.
Küçük ve büyükbaş hayvanlarınızı kapalı alanda tutunuz, kapalı yerlerde muhafaza edilen kuru ot ve samanla besleyiniz. Açık su kaynaklarını, meraları ve tarım arazilerini, yağmur sularını kullanmayınız.
Yetkililerce,
tahliye veya sığınaklara gidilmesi duyurulmuş ise vücudunuzda açık yer
bırakmayacak şekilde giyinerek dışarı çıkınız ve gösterilen istikamete
süratle hareket ediniz. Bu esnada ağız ve burnunuzu ıslak havlu veya
mendille kapatınız.
Tehlikenin geçtiği duyurulsa bile açıkta bırakılan su ve gıdaları, yetkililerce güvenli olduğu açıklanana kadar tüketmeyiniz.Nükleer Yakıt Konusunda Dışa Bağımlı Olacak mıyız? Yerli Kaynaklarımız Nelerdir?
Nükleer
yakıt olarak kullanılan uranyum yakıt teknolojisi pek çok ülkede
mevcuttur. Yerli kaynaklarımızdan uranyumun (yaklaşık 9000 ton) günümüz
koşullarında yakıt olarak kullanılması, dünya piyasalarıyla
karşılaştırıldığında, ekonomik gözükmemektedir. Ayrıca, ülkemizde
380.000 ton toryum bulunmaktadır. Ancak mevcut rezervin tenör ortalaması
düşüktür (yaklaşık %0,2). Günümüzde toryum tabanlı yakıt çevrimi ticari
olarak kullanılmamaktadır. Bu nedenle ülkemizde bulunan toryum
kaynağının ekonomikliğinin değerlendirilmesi çok kolay değildir. Ayrıca
Uranyum fiyatlarının günümüzde düşük seyretmesi (2005 yılı başı için, yaklaşık 45-50
$/kgU) halen uranyuma olan talebin devamını kaçınılmaz kılmaktadır.
Unutulmaması gereken bir diğer husus da toryumun tek başına fisil madde,
yani nükleer yakıt, olmamasıdır. Diğer bir deyişle, toryum doğrudan
nükleer yakıt olarak kullanılamaz ve bir tetikleyiciye gereksinimi
vardır. (U235 veya Pu239 ile birlikte kullanıldığında toryum kaynak maddesinden nötron-Th232 tepkimesini sonucunda U233 fisil maddesi üretilebilir).
Ekonomikliği bugün için sorgulansa bile uranyum ve toryum yerli kaynaklarımızın varlığı gelecekte nükleer enerji kullanımında ülkemiz için bir güvencedir. Ancak, nükleer enerjide yakıt maliyetinin toplam üretim maliyeti içindeki yerinin çok az (yaklaşık %10-12) olduğu ve dünyadaki uranyum stoklarının ve rezervin fazlalığı nedeniyle görünür gelecekte yakıt maliyetinde fazla bir değişimin beklenmediği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, nükleer santralların bir özelliği de taze yakıtın kolayca depolanabilmesidir. Böylelikle uzun süre yakıt üreticilerine bağlı kalmadan enerji üretimi mümkündür.
Ekonomikliği bugün için sorgulansa bile uranyum ve toryum yerli kaynaklarımızın varlığı gelecekte nükleer enerji kullanımında ülkemiz için bir güvencedir. Ancak, nükleer enerjide yakıt maliyetinin toplam üretim maliyeti içindeki yerinin çok az (yaklaşık %10-12) olduğu ve dünyadaki uranyum stoklarının ve rezervin fazlalığı nedeniyle görünür gelecekte yakıt maliyetinde fazla bir değişimin beklenmediği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, nükleer santralların bir özelliği de taze yakıtın kolayca depolanabilmesidir. Böylelikle uzun süre yakıt üreticilerine bağlı kalmadan enerji üretimi mümkündür.
Nötronun Madde ile Etkileşme Yolları Nelerdir?
Nötronun toplam yükü sıfır olduğundan kolaylıkla
madde atomlarının çekirdek alanlarına girebilir. Bu yüzden nötronun
madde ile etkileşmesi daha çok çekirdek etkileşmeleridir. Nötronun
çekirdekle etkileşmesi esnasında meydana gelen nükleer reaksiyonlar iki
ana başlıkta incelenebilir:
a) Saçılma reaksiyonları,
b) Absorpsiyon reaksiyonları.
a) Saçılma reaksiyonları,
b) Absorpsiyon reaksiyonları.
a) Saçılma reaksiyonları da iki ana başlık altında toplanabilir:
- Esnek saçılma; bu saçılmada gelen nötron çekirdekte bir uyarma yapmadan çekirdek alanında saçılır.
- Esnek olmayan saçılma; bu saçılmada nötronla çekirdek çok kısa bir süre bileşik bir çekirdek oluşturarak bir uyarılmış durumda bulunurlar ve sonra nötron çekirdeği terk eder ve çekirdek bir gama ışını yayınımı ile taban durumuna döner.
b) Absorpsiyon reaksiyonları değişik
şekillerde olabilir. Hedef çekirdek kendi alanından geçen nötronu
yakalayıp bir bileşik çekirdek oluştuktan sonra, bileşik çekirdek çok
kısa bir zaman içinde ikiye bölünerek veya çekirdek altı parçacıklar
yayınlayarak fazlalık enerjisinden kurtulur. Absorpsiyon reaksiyonlarını
aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
- Fisyon reaksiyonu; U-235 ve Pu-239
gibi çekirdekler bir nötron yakaladıkları zaman farklı iki çekirdeğe
bölünebilirler. Örnek bir fisyon reaksiyonu

şeklinde verilebilir.
bileşik çekirdek,
ve
ise fisyon ürünleridir.



- (n, ?) reaksiyonu; bu reaksiyonda bileşik çekirdek fazlalık enerjisini bir gama ışını yayınlayarak atar.
- (n, p) reaksiyonu; bileşik çekirdek benzer şekilde bir proton fırlatarak fazlalık enerjisinden kurtulur.
- (n, ?) reaksiyonu; bileşik çekirdek bir alfa ışını yayınlayarak fazlalık enerjisini salar.
- (n, 2n) reaksiyonu; bu reaksiyonda bileşik çekirdek iki nötron birden fırlatarak fazlalık enerjisinden kurtulur.
Saçılma ve absorpsiyon reaksiyonlarının hepsi bir olasılık dahilinde meydana gelir ve buna reaksiyon olasılığı ya da reaksiyon tesir kesiti adı verilir.
- (n, p) reaksiyonu; bileşik çekirdek benzer şekilde bir proton fırlatarak fazlalık enerjisinden kurtulur.
- (n, ?) reaksiyonu; bileşik çekirdek bir alfa ışını yayınlayarak fazlalık enerjisini salar.
- (n, 2n) reaksiyonu; bu reaksiyonda bileşik çekirdek iki nötron birden fırlatarak fazlalık enerjisinden kurtulur.
Saçılma ve absorpsiyon reaksiyonlarının hepsi bir olasılık dahilinde meydana gelir ve buna reaksiyon olasılığı ya da reaksiyon tesir kesiti adı verilir.
Nötronlar Element Analizinde Kullanılabilir mi?
Herhangi bir numunenin içerdiği elementlerin nitel ve
nicel analizini yapmak üzere nötronlar kullanılabilir. Nötronlar yüksüz
olduğundan, her enerjiden nötron kolaylıkla çekirdek alanına girebilir
ve çekirdekle çeşitli reaksiyonlar yapabilirler. Çekirdeklerle
nötronların reaksiyonu sonucu oluşan radyoaktif çekirdek sayısı

eşitliği gereğince, ilgilenilen elementin m
kütlesi ile orantılıdır. Oluşan radyoaktif çekirdeklerden yayınlanan
radyasyonun, daha çok gama ışınlarının, ölçülmesi yolu ile bu m kütlesi tayin edilebilir, bir başka ifade ile element analizi yapılabilir. Bu yolla yapılan elementel analize nötron aktivasyon analizi (NAA) adı verilir.
Tokamak Nedir?
Tokamak plazmayı hapsetmek için toroidal
manyetik alan üreten bir makinedir. Manyetik hapsetme yapan cihaz
türlerinden bir tanesi olup füzyon enerjisi üretmeye güçlü bir adaydır.

Dünyanın En Büyük Tokamak'ı (JET)
Genellikle simit (toroidal) biçimli geometrilerde
yapılan, uygun manyetik alan altında kararlı, yüksek yoğunluk ve
sıcaklığa sahip plazma oluşturabilen; füzyon çalışmalarında sıkça
kullanılan araçlardır. Büyüklükleri göz önüne alındığında yarım metrelik
çaplara sahip tokamaklar bulunduğu gibi bir bina büyüklüğünde inşa
edilmiş tokamaklar da mevcuttur. Normalde füzyon enerjisi çalışmalarında
kullanılan tokamakların boyutlarının büyümesiyle enerji verimlilikleri
artmaktadır. Küçük boyutlarda olanları, daha çok plazma araştırmaları
ile deneysel füzyon çalışmalarında kullanılmaktadır.
Plazma Odak Makinesi Nedir?
Plazma odak makinesi bir plazma oluşturma
makinesidir. Bu makine elektromanyetik ivmelendirme ve sıkıştırma ile
kısa ömürlü çok yoğun ve çok sıcak plazma üretir. Aynı zamanda çoklu
radyasyon kaynağı olarak da kullanılabilir.
Genellikle merkezde bir anot ve onu
silindirik olarak çevreleyen katottan oluşan kapalı hacimli silindirik
bir cihazdır. 3-12 Torr gibi düşük basınçlar altında yüksek yoğunluklu
plazma oluşturabilir. Plazma odak cihazları, diğer plazma üreten
cihazlarla karşılaştırıldıklarında, kısa zamanda daha fazla parçacık
yoğunluğuna ulaşabilme özelliğine sahiptir. Plazma odak cihazı manyetik
piston ve sıkıştırma ilkesiyle çalışmakta olup, bu cihazlarda yeterli
parçacık yoğunluğu ve sıcaklığına ulaşılabildiğinde füzyon reaksiyonları
gerçekleştirilebilir. Ayrıca cihaz, bir röntgen cihazı gibi radyasyon
üretebilmektedir.

Plazma Odak Makinesinin Temel Tasarım Şekli
Plazma Parametreler Nasıl Ölçülür
Plazma parametreleri özel teşhis teknikleriyle
bulunabilmektedir. Sözgelimi, bir plazmanın ortamda oluşturduğu plazma
akımı şiddeti, Rogowski bobini ile algılanabilirken, plazmanın manyetik
alanı manyetik sonda tipi ölçüm aletleriyle belirlenebilmektedir. Diğer
plazma parametreleri olan plazma sıcaklığı ve plazma parçacık yoğunluğu,
Langmuir sondası ile tayin edilir.
Plazma Nedir?
Maddenin dördüncü hali olarak da kabul edilen plazma, yüklü parçacıklar ve iyonlardan meydana gelen bulutsu yapıdır.
Füzyon Araştırmalarında En Fazla Çalışılan Reaksiyonlar Hangileridir?
Füzyon araştırmalarında en fazla çalışılan reaksiyonlar Döteryum-Döteryum ve Döteryum-Trityum reaksiyonlarıdır. Döteryum bir proton ve bir nötrondan
oluşan Hidrojen çekirdeği iken, Trityum bir proton ve iki nötrondan
oluşan Hidrojen çekirdeğidir. Söz konusu reaksiyonlar açık şekilde şöyle
tanımlanmaktadır:
D + D → 3He + n (2.45 MeV)
D + D → T + p (3.02 MeV)
D + T → 4He + n (14.1 MeV)
D + D → T + p (3.02 MeV)
D + T → 4He + n (14.1 MeV)
Füzyon Nedir? Nasıl Oluşturulur?
Nükleer füzyon olarak da kullanılan bu terim, hafif
atom çekirdeklerinin, nükleer reaksiyon sonucunda dışarıya enerji açığa
çıkararak daha ağır çekirdekli başka bir elemente dönüşmesi olayıdır.
İki atom çekirdeğini yan yana getirebilirsek, yeni
bir çekirdek oluşturmuş oluruz. Döteryum ve Trityum çekirdekleri oldukça
yüksek sıcaklıklarda çarpıştıkları zaman kaynaşmaya uğrarlar ve sonra
ayrılarak bir nötron ve helyum çekirdeğine dönüşerek net bir enerji elde
edilir. Böylece füzyon enerjisi oluşur.
Nötron Bir Radyasyon Türü müdür? Eğer Radyasyon Türü ise Nötron Radyasyonundan Nasıl Korunulur?
Radyasyon, radyoaktif bir izotopun
bozunması esnasında yayınlanan çekirdek altı parçacıklardır. Bu
parçacıklar, elektromanyetik bir ışınım olabileceği gibi, kütleli bir
parçacık da olabilir.

bozunma reaksiyonunda olduğu gibi,
bileşik çekirdeği bir nötron fırlatarak
çekirdeğine bozunur. Böylece alfa, beta ve gama ışınları gibi, nötronun da bir radyasyon türü olduğunu görürüz.


Nötron radyasyonundan korunma, genellikle üç kademeli
bir iştir. Nötronlar yüksek enerjili/hızlı ise birinci kademede hızları
azaltılır (termal enerjili nötronlar elde edilir). Bunun için nötron
kaynağından hemen sonra yüksek oranda hidrojen içeren su, polietilen,
parafin, vb. malzemeler kullanılarak nötronların hidrojen çekirdekleri
ile çarpışmaları sağlanır ve hızları yavaşlatılır. İkinci kademede,
hidrojence zengin malzemeden hemen sonra yavaş (termal) nötronlara karşı
yüksek absorpsiyon tesir kesitine sahip kadmiyum, bor ve lityum gibi
malzemeler kullanılarak nötronların absorplanması sağlanır. Üçüncü
kademede ise, nötronların absorplanması sonucu, yüksek absorpsiyon tesir
kesitine sahip malzeme tarafından yayınlanan ani ve gecikmeli gamaların
tutulması için kurşun gibi, gama zırhlayıcı malzemeler kullanılır.
Nötron Nedir ve Nasıl Elde Edilir?
Nötron, bir atom çekirdeğini oluşturan parçacıklardan
birisidir. Nötronun toplam yükü sıfırdır ve atomik kütlesi 1.008656 akb
(mn = 1.6748 x 10-27 kg)’dir. Nötronun sembolü “n”dir ve ayrıntılı
olarak
şeklinde gösterilir. Serbest nötronlar yaklaşık olarak 10.5 dakika yarı
ömre sahiptirler. Nötronlar hızlarına/sahip oldukları kinetik
enerjilerine göre termal nötronlar, epitermal nötronlar ve hızlı
nötronlar şeklinde sınıflandırılırlar. Nötronlar üç ana kaynaktan elde
edilirler:
İzotopik nötron kaynakları; genel olarak 238Pu, 239Pu, 241Am gibi ağır radyoaktif çekirdekler tarafından yayınlanan alfa (?) ışınlarının Be gibi hafif elementlerle etkileşmeleri sonucunda nötronlar elde edilir ve bu etkileşme için açık reaksiyon

İzotopik nötron kaynakları; genel olarak 238Pu, 239Pu, 241Am gibi ağır radyoaktif çekirdekler tarafından yayınlanan alfa (?) ışınlarının Be gibi hafif elementlerle etkileşmeleri sonucunda nötronlar elde edilir ve bu etkileşme için açık reaksiyon

şeklindedir.
Hızlandırıcı tabanlı nötron kaynakları; örnek olarak, nötron jeneratörlerinde döteryum (2H/D) iyonları hızlandırılarak döteryum veya trityum (3H/T) hedeflere çarptırılarak tek enerjili nötronlar elde edilir. Bu çarpışmalar için açık reaksiyonlar
Hızlandırıcı tabanlı nötron kaynakları; örnek olarak, nötron jeneratörlerinde döteryum (2H/D) iyonları hızlandırılarak döteryum veya trityum (3H/T) hedeflere çarptırılarak tek enerjili nötronlar elde edilir. Bu çarpışmalar için açık reaksiyonlar


şeklinde yazılır.
Nükleer reaktörler; termal nötron absorpsiyonu sonucunda 235U ve 239Pu gibi bölünebilir atom çekirdeklerinin bölünmesi ile nükleer reaktörlerde nötronlar elde edilir. Bu bölünme reaksiyonunun açık ifadesi
Nükleer reaktörler; termal nötron absorpsiyonu sonucunda 235U ve 239Pu gibi bölünebilir atom çekirdeklerinin bölünmesi ile nükleer reaktörlerde nötronlar elde edilir. Bu bölünme reaksiyonunun açık ifadesi

şeklindedir. Burada AX ve AY fisyon ürünleridir.
Fisyon Nedir, Fisyondan Elektrik Enerjisi Nasıl Elde Edilir?
Fisyon (Çekirdek Parçalanması): 233U,
235U ve 239Pu gibi fisyon yapabilen çekirdeklerin termal nötron
yakalamaları ve 232Th, 238U ve 237Np gibi çekirdeklerin ise hızlı nötron
yakalamaları sonucunda iki ayrı atom çekirdeğine bölünmeleri olayıdır.
Bölünme sonucunda ortaya çıkan bu atom çekirdeklerine fisyon ürünleri
adı verilir. Nükleer fisyon olayında her bir bölünme başına, fisyon
ürünleri ile birlikte iki ya da üç tane de nötron yayınlanır. Yayınlanan
bu nötronların ortalama enerjisi 1 MeV’den biraz daha büyüktür.
![]() |
Bir nötronun, uranyum gibi ağır bir
element atomunun çekirdeğine çarparak yutulması, bunun sonucunda bu
atomun kararsız hale gelerek daha küçük iki ayrı çekirdeğe bölünmesi
reaksiyonudur. Dolayısıyla Fisyon, bir çekirdek tepkimesidir. Parçalanma
sonucunda ortaya çıkan atomlara fisyon ürünleri denir. Bunların
bazıları radyoaktiftir. Bir nötron yutulması ile başlayan fisyon
tepkimesi sonucunda, büyük miktarda enerji ile birlikte, birden fazla
nötron ortaya çıkar. Çekirdek tepkimeleri sonucunda açığa çıkan
enerjiler, kimyasal tepkimelere göre yaklaşık milyon kat düzeyinde daha
fazladır.
Zincirleme Reaksiyon: Fisyon
sonucunda ortaya çıkan nötronların, ortamda bulunan diğer fisyon
yapabilen atomların çekirdekleri tarafından yutularak, onları da aynı
reaksiyona sokması ve bunun ardışık olarak tekrarlanmasıdır. Kontrolsuz
bir zincirleme reaksiyon, çok çok kısa bir süre içinde çok büyük bir
enerjinin ortaya çıkmasına neden olur; atom bombasının patlaması bu
şekildedir. Nükleer santrallarda ise zincirleme reaksiyon kontrollu bir
şekilde yapılır. Bu kontrolun kaybedilerek nükleer yakıtın bir bomba
haline dönüşmesi fiziksel olarak olanaksızdır.

Zincirleme Reaksiyon
Nükleer fisyon olayında yayınlanan bu nötronların,
nükleer reaktör içerisindeki yavaşlatıcı ortamda yavaşlatılması ile
termal nötronlar (ortalama enerjileri 0.025 eV) elde edilir. Bu termal
nötronların başka fisyon yapabilen çekirdeğe (örnek olarak 235U)
çarpması ve çekirdek tarafından absorplanması sonucu yeni bir fisyon
olayı meydana gelir ve bu böyle zincir şeklinde devam eder. Bu zincir
reaksiyonda, başlangıçtaki 235U çekirdeği ve nötronun kütleleri
toplamının enerji cinsinden değeri ile fisyon sonucu oluşan fisyon
ürünlerinin ve yayınlanan nötronların kütlelerinin toplamının enerji
cinsinden değeri arasında yaklaşık olarak 200 MeV’lik bir enerji farkı
açığa çıkar. (Kimyasal yanmada açığa çıkan enerjinin 1 eV mertebesinde
olduğu hatırlanırsa bu enerjini ne kadar büyük olduğu tahayyül
edilebilir.) Açığa çıkan bu fisyon enerjisi nükleer reaktördeki suyun
ısıtılması ve buhara dönüştürülmesi, bu buharın türbini döndürmesi ve
türbinin de jeneratörü çalıştırması sonucunda elektrik enerjisi elde
edilir.Zincirleme Reaksiyon Nedir? Nasıl Kontrol Edillir?
U-235 kendiliğinden fisyon yapabilmesine rağmen, bu
çekirdekler yavaş nötronlarla (enerjileri 1 eV’tan daha az) bombardıman
edilirlerse özellikle fisyon yapmaya eğilimlidirler. Fisyon reaksiyonu
aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Burada
nötronu ve E MeV (milyon elektron Volt) cinsinden açığa çıkan enerjiyi gösterir. Tipik bir fisyon ürünü çifti
(kripton) ve
(baryum)dan oluşur.



Bir fisyon reaksiyonunda üretilen nötronların tamamı
diğer fisyon olaylarını başlatmak üzere kullanılabilirler bu şekilde
serbest kalan daha fazla nötron daha fazla fisyon olayına sebep olur ve
bu böyle devam ederek bir fisyon zinciri oluşur. Ancak bir fisyon
reaksiyonunda açığa çıkan nötronların enerjileri (1 MeV) veya hızları (~
107 m/s) U-235’in daha fazla fisyonuna sebep olmak için çok yüksektir.
Bu yüzden bu nötronlar özellikle termal enerjilere (1 eV’un çok daha
aşağısına) yavaşlatılmak zorundadır.
İstendiği zaman nötronların konsantrasyonunu azaltmak
için nötronları absorplayacak ve böylece sistemdeki nötron akısını
azaltacak bazı malzemelere ihtiyacımız vardır. Örnek olarak, kadmiyum ve
bor çekirdekleri termal nötronlar için U-235’ten yaklaşık 10 kat daha
fazla nötron yakalama tesir kesitine sahiptirler. Bu malzemelerden
yapılan çubuklar, zincir reaksiyonunu yavaşlatmak ve durdurmak için
nükleer reaktöre daldırılırlar; çubuklar çıkarılarak zincir reaksiyon
yeniden başlatılır veya hızlandırılır. Bazı nötronlar kendiliğinden,
çevredeki malzeme veya yakıt yapısı içinde yakalanarak kaybolurlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder